Çevre, Toplum ve Yaşam « Siirt'te Net

SON DAKİKA

ŞEHİDİMİZ DUALARLA EBEDİYETE UĞURLANDI

Eruh Haberleri, Jandarma, SİİRT HABERLERİ

Çevre, Toplum ve Yaşam

Bu biyografi 08 Aralık 2016 - 15:30 'de eklendi ve kez görüntülendi.

Günümüz yaşam çerçevesinde doğaya açılan bakış açımız gittikçe olumsuz yönde ilerleme kat etmektedir. Denizlerimiz, ormanlarımız, caddelerimiz, sokaklarımız hatta evlerimiz bile artık eski hijyenikliliğinden oldukça uzaklaşmıştır. Denizlerdeki boş pet şişelerimiz, lastik parçaları, şişeler inanmayacaksınız ama karpuz kabukları bile o güzelim denizlerde boy gösteriyor. Çevremiz…

 

Ormanlarımız eski yeşilliğinden uzak, kuş cıvıltıları oldukça az,  duyulan piknik alanı diye gidilip karşılaşılan çöp parçacıkları, insanların ne kadar doğaya önem verdiğinin göstergesidir. Caddelerde otomobillerin geçişi bir yana karşılaşılması gerekmeyen görüntüler, Evlerimizdeki radyasyonlar ve uyulmayan kurallar ve daha neler neler… Şehirlerimiz.

 

Bertaraf edilmiş fabrikalarımız da dumanların yükselişi, atık suların tarlalarımıza kadar indiği, çocuklarımızın atık sularını havuz sanıp kullandığı bir ortam işte şehirlerimiz. Tüm şehirler bu şekilde mi sorarsanız hayır ama genel itibariyle bu tür ortamlar mevcut görünümde. Bu görünümlerde de toplum denen kavram meydana gelmekte. Meydana gelen kavramda da bir takım konular. Toplum olarak

 

Değineceğimiz o kadar konu var ki hangi birinden başlasak bilinmez. Birilerinin bir köşesinden tutulacak konuları ele almalı ki toplum olarak gerek çevreyi gerek yaşam felsefesini ortaya koymalı. Bundan dolayı ki konular biri birine bağlı olmalı. Toplum olarak insani değerlerimizi saklamaktansa eleştiri olarak ya da tartışmaya aleni bir şekilde el atmak daha olanaklı ve mantıklıdır. Bu da

 

İnsanlarımızın toplum içerisinde ne kadar kabul göründüğünü göstermekle kalmayacak, bu kabul görünüşün dışında eksik olan yanlarını da görmüş olacaktır. Ben toplum içerisinde insanların daha farklı bir konum içerisinde yer almasını istiyorum. Bu konum da en yüksek mertebede kabul görünen konum olmalı. İnsanların yer yer ‘’ İnsanları tanıdıkça hayvanları daha çok seviyorum.’’ cümlesini artık ortadan kaldırmalılar. Bu konum oldukça geniş yorum istemekle kalmıyor, bilhassa gerçek konuları ele alıyor. Bu gerçek konularda insanların hayvanlar arasındaki ortak yönlerini belirlemek ve arasındaki farkların da nedenlerini araştırmak olmalıdır. Bu araştırmalar sonucunda

 

Toplumun insanlara, çevreye ve hayvanlara olan bakış açısını meydana getirmektedir. Toplumumuz insani değerlerinin kıymetini bilmeliler. İnsanlar toplum içerisinde o kadar yüksek bir yol kat etmeli ki nerde ne zaman çıktığını araştıran araştırmacılar ne kadar önemli bir konunun araştırmasını bilmiş olsunlar. Bu araştırmacılar sadece insanların değil hayvanların da yanında bitkiler ve çevreninde araştırmasını yapmaktalar. Toplum ve çevre bilinci içimizde olmalı bu bilinç kimi zaman uzun kimi zaman kısa da olsa yinede olmalı… Unutmamak gerek

 

Hayat sadece araştırmakla olmuyor. Toplum içerisinde uyulması gereken kurallarında olması gerek. Toplum içinde uyulması gereken kurallar ne dersek.

 

Toplum İçinde Uyulması Gereken Kurallar

  • Hoş görülü ve iyimser olmak
  • Olgun bir kişiliğe sahip olmak ve çaba göstermek
  • Eleştiriyi yerinde ve zamanında yapmak
  • Giyime önem vermek
  • Giysinin mevki yer ve zamana uygun olmasına özen göstermek
  • Başkalarını rahatsız edici davranışlardan sakınmak
  • Verilen sözü tutmak
  • Ziyaretin kısa ve zamanlı olmasına özen göstermek
  • Oturuş ve kalkışlarda hareketlere özen göstermek
  • Gerektiğinde özür dilemesini bilmek
  • Özel konuşma yapanların yanına gitmemek
  • Uygun olmayan el ve sözlü şakalardan kaçınmak

 

Bunlar bilinen görgü kurallarımız olmasına rağmen hala bunları uygulamaktan uzağız birçoğumuz. Ama insanlarımız farklı değerlere sahip olup bu değerlerin bilincinde olduklarını bildikleri halde uygulamayanlara kızmak lazım. Bu görgü kurallarının toplum içerisinde ne kadar uygulama gösterirse anlam daha farklı olur, yaklaşım daha farklı olur ve bu yaklaşımda insani yönden amaç, hedef ve birçok güzelliği yaşama sunar. Yaşam kendi içerisinde anlam kazanır. Bu anlam ve önemin

 

Ne kadar önem arz ettiğini bilmek lazım. Yaşamda da bu anlam farklılık gösterir. Yaşam toplum ve çevre içerisinde oldukça geniş bir alana yayılmalı ki yaşam ile doğanın bir bütün olduğunu anlamak lazım. Biz insanlar doğaya, çevreye, yaşama ve topluma karşı gereken görev ve sorumluluklarımızı yerine getirmediğimiz sürece var olan bilinçaltımız bu değerde ve dönemde devam arz edecektir. Bu devam arzı

 

İnsanları doğa ile baş başa bırakmaktan çok doğaya olan düşmansal ve dönemin cehaletinden başka bir şey olamaz. Çevre içinde olan durumlar topluma yansır. Toplum içindeki olaylar yaşama. Yaşamda acımasız olursa eğer işte biz insanların bu çevre, toplum ve yaşama karşı olan görevlerimizin dışında onlara karşı nasıl kin ve öfke çerçevesiyle battığımızı aşina olarak sunarız. Bu aşinalık bize

 

Eski Selçuklu Devletinde olan taht kavgaları misali babadan oğla geçme miras davalarında olduğu gibi şuan ki dönemimiz de ben böyle gördüm benden sonrakiler de böyle görsün mantığını taşımamalı. Günümüz yaşam koşulları bu şekilde algılandığından ki insanlarımız gerek toplum gerek kurallarını gerek çevre şartlarını biri birinden bağımsız ele alıyor. Ele alınan bağımsızlık sonucu

 

İnsanlar ve toplum kuralları yaşam çerçevesiyle beraber bir bütün oluşturmalı, o bütünün maddi ve manevi değerleri tartılmalı, amacına göre değerlendirilmeli, Konuları ele alış biçimi betimlenmeli vb. fazla uzatılan konunun saptırılmaması için konuyu bende fazla uzatmayayım. Az ve öz olarak konuya değinecek olursak eğer. Bunu atasözü olarak ele alalım.’’ Kaz gelen yerden tavuk esirgememek. ‘’ deyiminden de anlaşılacağı gibi eğer sonunda özveriye yönelik çalışmalar olacaksa ve bu çalışmalar anlam kazanacaksa neden olmasın. Yâ da

 

 ‘’ Ağaç yaş iken eğilir. ‘’ deyiminden de anlaşılacağı gibi çocuğu nasıl ki bebek yaşlarında eğitmek kolay ise insanları da zamanında bilinçlendirmek önemli bir adımdır. Yaklaşımlar ne kadar uzun veya kısa olsa önemli değil önemli olan taşıdığı anlamıdır. Bu anlam ve çağrışım

 

İnsani duygularımızı ön plana çıkarmalı, toplum yararına çevre şartlarına, toplum kurallarına, yaşam felsefesine ve her an gerekli olan duygu ve düşüncelerimize hitap eden anlamsal çağrışımları zamanında ve yerine göre uygulamak aşamasında olalım. Bu aşamaların meyvesi her daim tatlı ve verimlidir. Gelin bu meyveleri ortak bir çatı altında toplayalım. Manavcı dükkânında olduğu gibi.

 

Yaşamın topluma, toplumun çevreye, çevreninde doğaya hayat vermesi temennisiyle…

 

Saygılar

Ali KUTAY

Diyarbakır Yazarlar Birliği Üyesi- Eğitimci-Şair-Yazar

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

DİKADA YENİ DÖNEM VE SAYIN ALANLI

Ülkemizde faaliyet gösteren 26 kalkınma ajansından biri olan Dicle Kalkınma Ajansında yeni bir dönem başladı. Yılmaz Altındağdan boşalan genel sekreterlik görevine atanan Sayın Ahmet Alanlı yaklaşık 1.5 aydır bu göreve başladı. Alanlı Siirte de gelerek ilimizde görev yapan  basın mensupları ile tanıştı. 2009 kurulan bu kalkınma ajansını oğlumun da ilk görev yeri olması nedeniyle daima yakından takip ettim. Hatta daha kurulmadan önce bu ajansın kurulacağına dair  bir çok haber yaptım. O dönemde, Ticaret ve Sanayi Odası Başkan vekili kardeşim rahmetli Nedim Kuzu sayısız defalar açıklama yapmış ve bu ajansın kurulacağını duyurarak o dönemdeki siyasetçi ve bürokratları uyararak bu ajansın merkezinin Siirt olmasını istemişti. Bende bu açıklamaları …

KONUŞURKEN HEPİMİZ BİRER ÖMER GİBİYİZ!

Öyle bir zamanda diliminde yaşamaktayız ki.. Ne Ömer'in adaleti , Ne Yakub'un Sabrı , ne de Yusuf'un güzelliğinin izleri var hayatımızda.. İçimiz kararmış, kalbimiz kurumuş, gecelerimizden yıldızlar alınmış, gözlerimizdeki yaşlarımız bitmiş, derin ve hüzünlü bir hayatın içerisinde ömür tüketir olmuşuz. Bizi böylesine değiştiren zaman mı? yoksa bizler mi? kalplerimize kilit vurduk kestiremiyorum açıkçası.. Ama bütün bu hengamenin içinde hiç birimizin düşünemeyeceği bir gerçek var ki! İçimizde büyük bir vicdansızlığın, bencilliğin en uç noktasına gelmiş, merhamet duygumuzu, iyilik yapmayı, adaletli davranmayı, hak hukuk bilmeyi unutup hepsini dünya malına kurban etmişiz. Lakin konuşurken hepimiz birer Ömer gibiyiz , günahsız ve ada…

KEPENK İNDİREN İŞ YERLERİ VE ESNAFIN DURUMU!

Koronavirüs pandemisi yüzünden kapatılan, kapanan ve iflas eden iş yerlerinin haddi hesabı yok! Zaten ekonomik kriz vardı, koronavirüs pandemisi tuz-biber ekti. Her ne kadar ekonomik kriz yok denilse bile piyasada yaşanan durum ortadadır. İflas edenler, işçi çıkaranlar, işleri dönmediği için kepenk indirenler ve işleri bozulduğu için ödeme güçlerini kaybeden şirketlere her gün yenileri eklenmekte. Esnaflar açısından yaşanan durumun vahameti karşısında TESK (Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonu) Genel Başkanı Sayın Bendevi Palandöken, Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a bir mektup göndererek esnafların sıkıntısını dile getirerek taleplerde bulundu. “Esnaf darda, ayakta zor duruyor. Borç ertelemesi ve nakit desteği şart” diyen Palandöken…

ÖZEL ASEMA HASTANESİ DEĞERLENDİRİLMELİ

Corona virüs salgını bir türlü önlenemiyor. Günlük pozitif  çıkan test sayısının ortalama 50 yi bulduğu dile getiriliyor. Bunların yüzdelik olarak çok az bir kısmının bile yatarak tedavi olması gerektiğinde mevcut hastanelerimizin buna cevap verebilmesi mümkün değil. Nitekim her üç hastanede doluluk oranı %100 e yaklaşmış durumda. Bunun yanı sıra üç hastanede de corona virüs hastalarının tedavilerinin sürdürülmesi diğer hastalıklara muzdarip vatandaşların tedavilerini aksatıyor. Devlet ve iki özel hastaneye diğer  hastalıklar nedeniyle başvuranların sayısı oldukça azalmış durumda.Vatandaş zorunlu olmadıkça hastanelere gitmiyor.Hatta rutin kontrolleri olan vatandaşlar bile bunları ertelemek zorunda kalıyorlar. Bu zorlukları bertaraf edebilmek am…

BİR BAKANIN GEZİSİ VE BELEDİYEYE İŞÇİ ALIMI

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu ilimizi ziyaret etti. Hem de bir bakan için oldukça uzun sayılabilecek bir ziyaretti. Neredeyse tam 24 saati bulan bir ziyaret. Bakanların ziyaretleri Siirt ölçekli küçük iller için büyük bir önem taşır. Özellikle valilik ve parti teşkilatı açısından önemi çok fazladır. Çok kısıtlı imkan ve personelle her şeyin bir saat  gibi dakik ve sorunsuz bir şekilde yürütülmesi gerekiyor. Bu da büyük bir emek ve bir planlama gerektiriyor. Bunu ben Valilik Basın ve Halkla  İlişkiler Koordinatörü olarak görev yaptığım yıllardan bilirim.Yoğun bir hazırlık yapardık.Her şeyi en ince teferruatına kadar düşünürdük.Çünkü beklenmedik bir sorun, bir aksama her şeyden önce moralleri bozacağı gibi  ilin vali ve il ba…

ANORMALLEŞMEYELİM!

Coronavirüs belası nedeniyle öngörülen önlemler arasında yer alan kısıtlamalara son vermeye yönelik normalleşme sürecine start verilirken sosyal mesafe, maske takma ve temizlik kurallarına riayet edilmediği taktirde, daha sert kısıtlamalara gidilebileceğine sürekli olarak dikkat çekildiği halde, vakalar için yapılan bilgilendirmeler, hedeflenen normalleşmenin uyarılara kulak verilmediğinden anormalleşmeye dönüştüğü gözlemleniyor. 14 Haziran'da vaka sayısının 1562'ye ulaştığının açıklanması endişe vericidir ve Sağlık Bakanımız başta olmak üzere Bilim Kurulu'nun bazı üyeleri de uyarılarını sürdürüyorlar. Vaka sayılarındaki artışın nedeni öngörülen kurallara riayet etmemek olduğuna göre bir an önce dile getirilen uyarılara uymanın dışında bir …

GÜNLÜK HABER AKIŞI

SON DAKİKA HABERLERİ