DÜNYANIN İLK VE TEK ÇOCUK BAYRAMI

Bu gün dünyanın ilk ve tek çocuk bayramını bir kez daha kutluyoruz. Bir kez daha coşuyoruz. Aslında bu bayram yalnız çocukların değil hepimizin bayramı.

Yazar: Ayhan Mergen - Yazının Tarihi: 23 Nisan 2019

Çünkü bu gün esas güç ve yetkinin millette olduğu bir kez daha tüm dünyaya haykırıldı.Ülkemizin emperyalist güçlerin elinden kurtarılmasını ve hatta sömürge olan bütün milletlere de örnek olmasını sağlayan Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarına bir kez daha teşekkürler.

Bayram denince insanın aklına doğal olarak daha önceki yıllarda geçirdiği bayramlar geliyor. İsterseniz hepimiz şöyle 8-12 yaşlarında olduğumuz dönemlere gidelim.O yılların bayramlarını gözlerimizin önünden, bir sinema filmi izler gibi geçirelim. Ben hatırlayebildığım kadarıyla yazmaya çalışayım.

O yıllarda bayramlar daha sade ve daha az masrafsız bir şekilde kutlanıyordu. Öğrencilerin çok önemli bir bölümü o yıllarda giyilmesi zorunlu olan önlüklerle katılıyorlardı. Siyah yeni yıkanmış bir önlük ve boynumuzu süsleyen yeni kolalanmış yakalar ve birde temiz bir ayakkabı. Giysi olarak bütün hazırlık buydu. Bazı okullar yarının büyüklerinin namzetleri olmaları dolayısıyla öğrencilerine çeşitli mesleklere ait giysileri giydirirlerdi. Nitekim bir bayramda ben o zamanlar bir elin parmak sayısın geçmeyen avukatlarımızdan birisinin cübbesini temin etmiş ve toplu iğnelerle eteklerini boyuma göre kısaltıp koltuğumun altında kalın ciltli bir kitapla resmi geçide katılmıştım.

Ancak bayramda yapılacak olan resmi geçit için haftalar öncesinde başlardı.Öğretmenlerimiz en azından 5- 10 defa okul bahçesine çıkartıp tatbikat yaptırıyorlardı.Resmi geçitte ciddi uygun adımlarla geçmemiz isteniyordu. Bütün okullarda buna gerçekten çok önem veriliyordu.

Ama buna rağmen bana göre çok daha coşkuluydu. Günümüzde büyük masraflarla rengarenk balolarda olduğu gibi bayrama mahsus kıyafetler hazırlanıyor. Müzikler eşliğinde çeşitli gösteriler gerçekleştiriliyor. Gerçekten büyük bir emek harcanıyor. Minik yavrularımız dans ve benzeri etkinliklerde ne kadar yetenekli olduklarını gösterme imkanı buluyorlar.

Ancak, bütün bunlara rağmen sanki eski heyecan yok gibi. Biz büyüdüğümüz için mi çocuklarımızın yaşadığı o heyecanı göremiyoruz, yoksa çocuklarımızın hayatlarında eğlenecekleri ve heyecan duyacakları şeyler arttığı için mi bizim duyduğumuz heyecanı yaşamıyorlar. Çünkü o yıllarda hayatımıza renk katacak şeyler o kadar azdı ki, doğal olarak bayramlar açık ara ile hemen ilk sıraya otururlardı. İşin doğrusu buna bir türlü karar veremiyorum.

Son olarak bütün çocuklarımız ın bayramlarını kutluyor ve gözlerinden öpüyorum.

 

Anahtar Kelime:

Bir Yorum Yazın