HANEFİ AVCI SİİRT’TE SÖYLEŞİYE KATILDI « Siirt'te Net

SON DAKİKA

ŞEHİDİMİZ DUALARLA EBEDİYETE UĞURLANDI

Eruh Haberleri, Jandarma, SİİRT HABERLERİ

HANEFİ AVCI SİİRT’TE SÖYLEŞİYE KATILDI

Bu haber 04 Nisan 2016 - 16:23 'de eklendi ve kez görüntülendi.

Siirt Valiliği tarafından düzenlenen kitap fuarına katılan eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı, paralel yapının kurumlar içindeki kirli yüzünü anlattı. Terör olaylarına değinen Avcı, “örgüt asla bu bölgeyi Türkiye’yi koparamaz, Türkiye’de ne yaparsa yapsın şiddetle bu işi bitiremez” dedi.

Siirt Valisi Mustafa Tutulmaz, Emniyet müdürü Metin Özkan ve çok sayıda vatandaşı katıldığı söyleşide konuşan Avcı, “Bu ülkenin bütün kurumlarının gücünün yerinde olması lazım. İşte bir dönem cemaat çıktı, devletinin içinde hukuka yerleşti. Ve orada akıl almaz olaylar yarattı. Belki yaşamayanların anlayamayacağı, karşılaşmayanların bilemeyeceği kadar sorunlar yarattı. Hukuku eline aldı polisi eline aldı, herkesi korkuttu. Bu toplumda korkunç bir terör estirdi. Birçok insanın başına öyle şeyler geldi ki anlatamadı, söyleyemedi, ikna edemedi. Belki bizim gibi insanların başına gelenler açık yaşandı. Ama adı sanı duyulmayan insanlara o kadar hukuksuzluk yapıldı ki bugün bunları saymak zor. Ama bunlar bunu yaparken hukuk bu insanları koruyamadı. Bu ülkenin hukuku ayağa kalkıp bunu yapamazsınız diyemedi. Çünkü yıllarca hukuk geliştirilmemişti. Sivil toplum örgütleri ayağa kalkıp ‘ne yapıyorsunuz bu insanlara?’ Diyemedi. Ayağa kalkıp ‘dur’ diyemedi. Bu insanlara ‘bu ülkede bu kadar at koşturtamazsınız’ diyemedi. Diğer kurumlar gerçekten cevap veremedi. Evet Hükümetin bir desteği bir basireti vardı ama sadece hükümet meselesi değil” dedi

Demokraside herkesin bir görev ve sorumluluğunun bulunduğunu belirten Avcı, “Demokrasi dediğimiz zaman hemen diyoruz ki; her şey hükümette olup bitsin. Her şey hükümette olup bitecek ise zaten bu demokrasi olmaz. Demokraside herkesin bir sorumluluğu var, hükümetini belirli bir sorumluluğu var, ana güç odur. Ama parlamentonun da bir sorumluluğu var, yeri geldiği zaman müdahale etmesi gerekir. Hukukun da bir sorumluluğu ve sivil toplum örgütlerinin de bir sorumluluğu var. Bu devlet bu kadar fırtınalı bir olay yaşarken, bu kadar Türk silahlı kuvvetleri mensubuna komplo kurulurken, toplumun farklı kesimlerine sahte belgeler sahte deliller ayarlanırken hukuk bu kadar ayaklar altına alınırken kimsenin cevap vermemesi enteresan. Bugün birçok şey yaptık. Ama Türkiye’de her şeyi düzeltebildik mi? Hayır. Bugün de başka bir tehlike çıksa tüm sistemi koruyacak kollayacak kurumlarımız yok. Birileri sabahleyin kalkıp cemaatin benzerini yapmaya kalkarsa onlara dur diyebileceğimiz kadar gelişkin bir hukuk sistemi oluşturamadık”

Söyleşinin soru cevap kısmında, geçmişte cemaatin içinde yer aldığını belirten bir izleyicinin, 29 sene boyunca iki yüzünü fark etmedikleri cemaatin gerçek yüzünü ilk kez gezi olaylarında hissetmeye başladıklarını söyledi. İzleyici, “Cemaatin içinde bulunan masum insanları bu şebekenin elinden kurtarmak için devlet ne yapmalıdır” sorusuna Avcı, şunları söyledi, “Türkiye’de geçmişte 28 Şubat yaşamasaydı, bir Susurluk’u olayı yaşamasaydı acaba cemaat bu kadar güç kudret bulabilir miydi?  Hakikaten bu ülkede bir demokratik ortam olsaydı, bir hukuk sistemi olsaydı kimse cemaate paye vermezdi. Ama cemaat o ortamı kullandı. Biz zan ettik ki cemaat bu iyi değerle onlarla savaşıyor. Hayır sadece onları kullanıp bize gösteriyor, aslında kendi amacına vardı. O kurumları temizleyip kendi adamlarını yerleştirmeye başladı. O kurumdaki insanları lekelemeye başladılar. O kadar ileri gittiler ki bu hükümeti devireyim yerine geçeyim.”

Başka cemaatlerin çıkmaması için hukuk sisteminin güçlendirilmesi gerektiğini belirten Avcı, bu ülkede demokrasi ve özgürlüklerin artırılması durumunda illegal yapıdaki cemaatlerin sistemde kendilerine yer bulamayacağını söyledi.

Bölgede yaşanan terör olaylarına da değinen Avcı, yakın zamanda bir barış sürecinin yaşandığını, ancak akamete uğradığını, bu sorunun çözümünün yine noktadan geçtiğini söyledi. Avcı, “Bu süreci iyi götüremedik, az yaptık, yanlış veya doğru yaptık ayrı şey. Ama bu işin çözümü yine o noktadan geçiyor. Biz bu bölgede çıkan sorunları öncelikle sorunların çıkan noktasından başlamalıyız. Ne istiyorsun? Sorun ne? Ne talep ediyorsun? Ne yapmak istiyorsun? Bu soruları sorup muhataplarıyla konuşmak lazım. Orta nokta bulmak zorundayız. Onlarında birçoğu bu işin yanlışlığının gördüğü farkında olduğu zannediyorum.  Ama bu şiddet bu ülkeye bir şey getirmiyor. Ne bu bölgede yaşan insanlara ne de bu devlete. Bu ülkenin en çok çektiği sorunlar var, bu sorunların hepsini Güneydoğu’daki sorunu çözmeseniz, çözemezsiniz. Türkiye’de hukuk sorunu var, ama burada bu olaylar olduğu müddetçe hukuku her yere getiremezsiniz, terörle mücadele kanunun kaldıramazsınız, tam demokrasiyi getirmezsiniz, ekonomik sorunları çözemezsiniz. Bu kadar askeri harcamanın olduğu bir yerde ekonomik sorunu çözemezsiniz. Güneydoğu sorunu kendisi bir sorun, ayrıcı Türkiye’nin tüm sorunlarını büyüten ve engelleyen sorundur. Bu sorunun çözümü de kesinlikle barış sürecidir. Onların da bir mesafe aldığı kanaatindeyim. Benim bu bölgede görev yaptığım yıllarda şu iddia ediliyordu; ‘biz kesin hiçbir şey kabul etmeyiz, biz devletten toprak koparıp bağımsız bir devlet kurarız’ diyorlardı. Ama bugün ne diyorlar; ‘demokratik bir ortamda beraber yaşayabiliriz.’ Bunu kabul etmek işin yüzde 50’sidir. Dünyada ne yaparsanız yapın bu yöntemin dışındaki yöntemler kapalıdır. Bunu hep beraber inanırsak bu sorunu çözmek kolay” dedi.

055-vert

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.