KAĞITTA İSRAF METALLERDE İSRAF VE CAMDA İSRAF (1) « Siirt'te Net

SON DAKİKA

Güres Caddesinde 3 İş Yerine Sahte Ürün Operasyonu

Emniyet Müdürlüğü, SİİRT HABERLERİ

EKİNCİ VE DÜLEK AİLELERİNİN EN MUTLU GÜNÜ

KÜLTÜR VE SANAT, SİİRT HABERLERİ

Kan Bağış Kampanyaları Devam Ediyor

SAĞLIK, SİİRT HABERLERİ

KAĞITTA İSRAF METALLERDE İSRAF VE CAMDA İSRAF (1)

Bu biyografi 22 Kasım 2015 - 13:11 'de eklendi ve kez görüntülendi.

Bu günde israf yaptığımız halde farkında olmadığımız birkaç konuya değinmek istiyorum. Kağıt israfı yapmayanımız var mı? Bilemiyorum. Ama sanırım, pek yok gibi. Evimizde, işyerimizde, kamu kurum ve kuruluşlarında büyük ölçüde kağıt israfı yapılıyor. Yıllar önce görev yapan memurlar her kağıdı değerlendirmeye çalışır, yanlış yazdıkları kağıtları atmaz onları müsveddelik olarak kullanmayı tercih ederlerdi. Daha tasarruflu olduğu içinde çoğu zaman samanlı kağıt dediğimiz ikinci kalite kağıdı kullanırlardı.

Hatta o dönemin memurları bırakın kağıdı atmayı, gelen zarfları bile değerlendirirlerdi. O yıllarda kamuda genellikte sarı zarf kullanılırdı ve bu zarfların ön ve arka yüzleri aynıydı. Bu gün saygıyla andığımız o memurlarımız, kurumlarına gelen zarfları özenle açar, adres yazılı olan kısmı içe gelecek şekilde tekrar yapıştırarak kullanırlardı. Şimdi lüks zarfları, daha önce fotokopi kağıdı olarak adlandırdığımız birinci hamur kağıtları har vurup harman savurma deyimini aratmayacak bir şekilde tüketiyoruz.

Birde o lüks merakımız var ya. O da israfın bir başka türlüsüdür. Ona da değinmeden geçmek olmayacak gibi. Birçok kamu kurum ve  kuruluşumuz maalesef mazruftan çok zarfa önem vererek, düzenledikleri en küçük bir etkinlik için bile lüks davetiyeler ve hatta bu davetiyeler için lüks zarflar bastırmayı tercih ediyorlar. Oysa namazda gözü olanın ezanda kulağı olacağı gibi o etkinliğe gitmek isteyenler davetiyenin kalitesine bakmazlar, içeriğine bakarlar.

Kullanılamaz hale kağıtları bile değerlendirme yoluna gitmeliyiz. Eğer o anda işimize yaşamayacak hale gelmişse bile atmayalım. Onları hurdacıya ulaştırmaya çalışalım. Bizler hurdacıya götürecek konumda değilsek bile kapıcılarımız veya başka birileri tarafından tekrar kullanılmak üzere hurdacıya gitmesini sağlayalım. Özellikle okunan gazete ve dergilerli her geçen gün  günlük hayatımıza daha fazla  girmeye başlayan el ilanları ve broşürlerin değerlendirilmesi burada büyük önem taşıyor. Bunları değerlendirerek hem ülkemiz ekonomisinin güçlenmesini ve hem de o insan birkaç kuruş para elde etmesini sağlayalım. Ama daha önemlisi de, ülkemizin ormanlarını kurtarmış olalım. Unutmayalım ki kağıtlar ağaçlardan üretiliyor ve değerlendirilmesini sağladığımız her bir tomar kağıt, en azından bir ağaç dalının kurtarılması anlamına geliyor. Ülkemizin orman zenginliği açısından, son yıllarda içine düştüğü  acı durumu burada göz ardı etmemek gerekiyor.

Kullanım esnasında değil de,  değerlendirilmesinde çok büyük israflar yaptığımız üç madde daha var. Bunlar metal içecek kutuları, plastikler ve camlardır. Bunları da yarın ki yazımızda ele almaya çalışacağız.

 

 

KAĞITTA İSRAF METALLERDE İSRAF VE CAMDA İSRAF (2)

İsraf konusunu ele almaya devam ediyoruz. Ekmek, elektrik ve kağıt israfına daha önceki yazılarımızda değindik. Bir de kullanım esnasında değil de değerlendirilmesinde büyük hovardalık yaptığımız iki maddeyi ele alalım.

Sıvı içecekler artık günlük yaşantımızın olmazsa olmazları arasına girmiş durumda. Bunlardan metal ambalajlı olarak nitelendirebileceğimiz kutu içeceklerin tüketimi her geçen gün artıyor. Alimünyüm ağırlıklı bu metal kutuların umulanın çok üstünde tüketildiğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Yıllar önce  dönemin valisi Nuri Okutan, İstanbulda görüştüğü bir hemşerimiz bunların toplanması halinde satın alacağını belirtmişti. Yaklaşık 12 yıl önce bunların tanesini 4 kuruşa satın alacağını söylemişti. O dönemde Valilik bünyesinde faaliyet gösteren Çevre Koruma Vakfına gelir sağlayabilmek için bu konuya odaklanmış ve fizibilite araştırması yapmıştık. O yılların Siirtinde tüketilen kutu içecek miktarı yıllık 3 milyonu aşıyordu. O günden bu yana nüfus ve gelir düzeylindeki artışı göz önünde bulundurduğumuzda bu yıllarda rahatlıkla yıllık 5-6 milyon kutu içeceğin tüketildiğini söyleyebiliriz.

Bunlar bildiğim kadarıyla son yıllarda hurdacılar tarafından satın alınmaya başladı. Bu iyi bir gelişme. Çünkü hem onları toplayan yoksul vatandaşlarımızın aile bütçesine katkı sağlanmış olmuyor. Hem de ülkemiz ekonomisi kazanıyor. Ama burada da daha önemli olan bir nokta çevre kirliliği önlenmiş oluyor. Bunların doğada uzun yıllar varlıklarını koruduklarını ve çevre kirliliğine yol açtıklarını hepimiz biliyoruz.

Camlarında durumu benzer bir konumda. Kimse boşu boşuna cam kap kaçağını, pencere camını kırmıyor. Ancak kırılanların hepsi çöpe atılıyor. Oysa büyük şehirlerde, bunlar kentin belirli yerlerinde konulan kutulara atılarak değerlendirilmesi sağlanıyor. İlimiz bunları değerlendirecek merkezlere uzak olduğu için ekonomik yönden kurtarmadığından hurdacılar tarafından da satın alınmıyor.

Plastiklerin durumu ise  özellikle çevre açısından büyük bir fecaat. Bir kere kullanıp attığımız her poşet yüz yıllarca doğada varlığını koruyor. O nedenle mümkün olduğu kadar plastik araç ve gereçleri kullanmaktan uzak duralım. Kullanmak zorunda kaldığımız zamanda da bunları mümkün olduğu kadar uzun süre kullanmaya çaba harcayalım. Kullanılamayacak plastikleri de bir kenara toplayıp hurdacılara satılmak üzere uygun kişilere teslim edelim.

Burada belediyeden bir beklentimiz ekonomik olup olmasına bakmaksızın kentin belirli yerlerine cam, metal, kağıt ve plastik atıkların atılabileceği kutular yerleştirip, bunların  geri dönüşüm açısından değerlendirmesini sağlamasıdır.Ekonomik olmasa bile daha temiz bir çevreye kavuşmuş oluruz.

İsrafın az, çevrenin temiz olduğu bir Siirte kavuşmak dileğiyle

 

Gazeteci Yazar

Ayhan Mergen

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

1 ADET YORUM YAPILDI

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
hamit7 Ağustos 2016 / 17:28Cevapla

Sayın Ayhan Mergen kardeş siirteki ormanlar 4 gündür yanıyor yangını söndürmek için yetkili kişilere haber verdiğimiz halde kimse ilgilenmiyor köylüler olarak 4 gündür söndürmek için elimizden geleni yaptığımız halde söndürmesine göçümüz yetmiyor sizden isteğimiz yetkili kişileri harekete geçirmeniz ormanın içindeki binlerce canlı sizden haber bekliyor

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

İŞTE SİİRT İTFAİYESİ İŞTE SİİRT İNSANI

İŞTE SİİRT İTFAİYESİ İŞTE SİİRT İNSANI Antalya Manavgat ve Muğla Marmaris başta olmak üzere yurdun değişik illerinde çıkan orman yangınlarının yankıları devam ediyor. Bir yandan yangının yol açtığı zararlar  belirlenmeye ve mağdur olan vatandaşların yaraları sarılmaya çalışılırken, öbür yandan bu yangınların söndürülmesinde görev alan orman ve itfaiye teşkilatlarının öz verili ve fedakar çalışmaları konuşuluyor. Orman yangınlarının söndürülmesinde görev alan personelin kahramanlıkları ve canlarını tehlikeye atarak çalışma yürütmelerine ilişkin anekdotlar ulusal ve yerel basın organlarında yer almaya ve dost sohbetlerinde baş konu olmaya devam ediyor. Bu konuda Siirt haklı bir gururu taşıyor.Siirt Belediyesi İtfaiye Müdürü…

ÇALIŞMAMAYA ŞAHANE BİR BAHANE PANDEMİ

Son bir yılı aşkın bir zamandan beri ellerine geçen ve tepe tepe kullandıkları şahane bahane de pandemi. Pandemiyi bahane eden yönetici çalışmaz, halkın arasına karışmaz, Bunu gören personeli de yine pandemiyi öne sürerek; hiç çalışmaz, işini savsaklar, yeri gelir halkı tersler… Zatı muhterem kurum yöneticisi sırça köşkü olarak gördüğü makam odasına coronayı bahane ederek vatandaşı almaz. Şikayetleri duymaz. Olan; işi aksayan veya beklediği hizmeti alamayan ve üstelikte derdini üst makamlara iletemeyen vatandaşa olur. Bu böyle gitmez. En küçük kamu görevlisinden kurum en tepe yöneticilerine kadar herkesin tutum ve davranışını gözden geçirmesi gerekiyor. Bu ilin valisi Sayın Osman Hacıbektaşoğlu coronaya rağmen çok sık bir şekilde halk…

DİKADA YENİ DÖNEM VE SAYIN ALANLI

Ülkemizde faaliyet gösteren 26 kalkınma ajansından biri olan Dicle Kalkınma Ajansında yeni bir dönem başladı. Yılmaz Altındağdan boşalan genel sekreterlik görevine atanan Sayın Ahmet Alanlı yaklaşık 1.5 aydır bu göreve başladı. Alanlı Siirte de gelerek ilimizde görev yapan  basın mensupları ile tanıştı. 2009 kurulan bu kalkınma ajansını oğlumun da ilk görev yeri olması nedeniyle daima yakından takip ettim. Hatta daha kurulmadan önce bu ajansın kurulacağına dair  bir çok haber yaptım. O dönemde, Ticaret ve Sanayi Odası Başkan vekili kardeşim rahmetli Nedim Kuzu sayısız defalar açıklama yapmış ve bu ajansın kurulacağını duyurarak o dönemdeki siyasetçi ve bürokratları uyararak bu ajansın merkezinin Siirt olmasını istemişti. Bende bu açıklamaları …

KONUŞURKEN HEPİMİZ BİRER ÖMER GİBİYİZ!

Öyle bir zamanda diliminde yaşamaktayız ki.. Ne Ömer'in adaleti , Ne Yakub'un Sabrı , ne de Yusuf'un güzelliğinin izleri var hayatımızda.. İçimiz kararmış, kalbimiz kurumuş, gecelerimizden yıldızlar alınmış, gözlerimizdeki yaşlarımız bitmiş, derin ve hüzünlü bir hayatın içerisinde ömür tüketir olmuşuz. Bizi böylesine değiştiren zaman mı? yoksa bizler mi? kalplerimize kilit vurduk kestiremiyorum açıkçası.. Ama bütün bu hengamenin içinde hiç birimizin düşünemeyeceği bir gerçek var ki! İçimizde büyük bir vicdansızlığın, bencilliğin en uç noktasına gelmiş, merhamet duygumuzu, iyilik yapmayı, adaletli davranmayı, hak hukuk bilmeyi unutup hepsini dünya malına kurban etmişiz. Lakin konuşurken hepimiz birer Ömer gibiyiz , günahsız ve ada…

KEPENK İNDİREN İŞ YERLERİ VE ESNAFIN DURUMU!

Koronavirüs pandemisi yüzünden kapatılan, kapanan ve iflas eden iş yerlerinin haddi hesabı yok! Zaten ekonomik kriz vardı, koronavirüs pandemisi tuz-biber ekti. Her ne kadar ekonomik kriz yok denilse bile piyasada yaşanan durum ortadadır. İflas edenler, işçi çıkaranlar, işleri dönmediği için kepenk indirenler ve işleri bozulduğu için ödeme güçlerini kaybeden şirketlere her gün yenileri eklenmekte. Esnaflar açısından yaşanan durumun vahameti karşısında TESK (Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonu) Genel Başkanı Sayın Bendevi Palandöken, Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a bir mektup göndererek esnafların sıkıntısını dile getirerek taleplerde bulundu. “Esnaf darda, ayakta zor duruyor. Borç ertelemesi ve nakit desteği şart” diyen Palandöken…

ÖZEL ASEMA HASTANESİ DEĞERLENDİRİLMELİ

Corona virüs salgını bir türlü önlenemiyor. Günlük pozitif  çıkan test sayısının ortalama 50 yi bulduğu dile getiriliyor. Bunların yüzdelik olarak çok az bir kısmının bile yatarak tedavi olması gerektiğinde mevcut hastanelerimizin buna cevap verebilmesi mümkün değil. Nitekim her üç hastanede doluluk oranı %100 e yaklaşmış durumda. Bunun yanı sıra üç hastanede de corona virüs hastalarının tedavilerinin sürdürülmesi diğer hastalıklara muzdarip vatandaşların tedavilerini aksatıyor. Devlet ve iki özel hastaneye diğer  hastalıklar nedeniyle başvuranların sayısı oldukça azalmış durumda.Vatandaş zorunlu olmadıkça hastanelere gitmiyor.Hatta rutin kontrolleri olan vatandaşlar bile bunları ertelemek zorunda kalıyorlar. Bu zorlukları bertaraf edebilmek am…

GÜNLÜK HABER AKIŞI

SON DAKİKA HABERLERİ