Kırsallara, dönen olmaz « Siirt'te Net

SON DAKİKA

Kırsallara, dönen olmaz

Bu biyografi 26 Aralık 2019 - 18:03 'de eklendi ve 36 views kez görüntülendi.

Şüphesiz, kırsaldaki yurttaşlarımızın başka yerlere göç etme nedenleri vardır ve bu nedenler akan yıllar içinde ülke yönetiminde söz sahibi olanlarca da bilinmekte, gerekli önlemler alınmadığından günümüzde kırsal kesimlerdeki nüfus oran %7’ye kadar gerilemiştir maalesef…

Yıllar önce kırsal kesimler vatandaşlarımızın zorunluluk arzeden hizmetlere kavuşturulup kendilerine ekmek kapısı aralanmış olsaydı, başak yerlere göç etmek mecburiyetinde kalmazlardı ve gelinen noktada, bu olumsuzluğu gidermenin artık mümkün olmayacağı anlaşılmakta… Bu yörelerimizden başka yerleşim alanlarına halen de göçler devam ettiğinden, yakın bir gelecekte kırsalın tamamen boşalması ihtimali var ve buna rağmen ciddi önlemlerden söz edilmemekte…

Kırsal alanlardaki göçü önlemek ve göç edenlerin kırsala dönüşlerini sağlamak gayesiyle yaşama geçirilen Köye Dönüş Projesinden arzulanan sonucun alınmaması göç edenlerin artık geriye dönme niyetinde olmadıklarının göstergesidir ve bu durum ülke ekonomisine zarar verirken, göç alan yörelerde de hizmetlerin yaygınlaştırılması nedeniyle sıkıntılara yol açmaktadır haliyle… Sadece nüfusu 16 milyonu bulan İstanbul’umuzu göz önünde bulundurduğumuzda, sıkıntının vahameti daha iyi anlaşılacaktır mutlaka ve 3 milyon insanın içme suyu ile 16 milyon insanın içme suyunu temin etmek arasındaki farkı düşünmek yeterlidir kanımca…

Bir zamanlar ülke gündemine getirilen Köy-Kent Projesini ülke yönetiminde söz sahibi olan siyasiler önemsemiş olsaydılar, bu denli boşalmayacaktı kırsal alanlarımız… Şu an işsizliğin had safhaya ulaşmasının en önemli nedenlerinden biri, kırsal kesimlerdeki insanlarımızın bulundukları yerde yaşamlarını idame ettirecek bir işe kavuşturulmamış olmalarıdır ve göç alan yörelerimiz de aldıkları göç yüzünden işsizlik sıkıntı içine düşüyorlar bu olumsuzluk yüzünden… Bölgemizdeki gelişmelerden en çok zarar gören ülkemizde yaklaşık 4 milyon Suriye’li mültecinin barındırılması da, işsizliğin boyutlarını büyütmüştür daha da…

Kırsalı terk eden vatandaşlarımızın bazılarını da tarım sektöründe uğraş verenlerdir ve gelir dağılımında umduklarını bulmadıklarından, mesleklerini terk etmek mecburiyetinde kalırlarken, bu sektör sayesinde bir zamanlar dünyanın kendi kendine yeterli 7 ülkesinden biri olan ülkemiz, başta Buğday olmak üzere çok sayıda tarımsal ürünü daha başka ülkelerden ithal etmek mecburiyetinde kalmış bulunmakta…

İçinde bulunduğumuz ekonomik koşullara baktığımda, kırsalı terk etmiş olan vatandaşlarımızı tekrar kırsala özendirme şansımız bulunmadığına hükmediyorum ister istemez…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

1 ADET YORUM YAPILDI

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
MERT13 Ocak 2020 / 08:18Cevapla

çok yerinde ve haas konulara değinmişsiniz

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

CORONA VİRÜS VE İLİMİZ

Corona virüs salgını ile kalkıyoruz, ve adeta yine onunla yatıyoruz. Sabah kalktığımızda birbirimizler selamlaşıp günaydın demeden önce gözlerimiz televizyon ekranına veya cep telefonuna takılıyor. Hepimiz korkuyoruz. Daha doğrusu korkutulduk. Bunda daha çok okunma amacı ile medyanın ve bazıları konuşmuş olmak için konuşan ve bazıları da gerçekten iyi niyetle vatandaşların kurallara uymalarını sağlamak amacıyla açıklamalar yapan bilim insanlarının etkisi çoktur. Bu kadar yaygın bombardımanın ardından insanın korkmaması mümkün değildir. Ancak insan karşısındaki tehlike ne kadar büyük olursa olsun insan elindeki imkanları bilirse biraz rahatlar. Kendisine bir güven gelir. O nedenle isterseniz, Siirt’in corona virüs konusundaki imkanlarını şöyle b…

GELDİĞİN GİBİ GİT KORONA!

Bazen elimde olmadan düşünüyorum, kötümser olmak istemiyorum ama o kadar görmemiz gereken insanları görüp de  görmemezlikten geldik ki, uzun süre kör, sağır ve dilsiz olduk. Dünyayı saran  bu virüs belki de gözlerimizin açılmasına, kulaklarımızın duymasına ve sesimizin çıkmasına  bir sebeptir diye düşünmeden edemiyorum. Senelerdir savaşın ortasında kalan insanları ve bu insanların minicik yavruların darmadağın olan hayatları, küçük bedenlerin acı çekişini, ellerinden alınan yaşamları... Sadece izledik; ne gördük ne de duyduk ve  her konuda olduğumuz gibi duyarsız kaldık , kendimize dert etmedik, hayatımıza rutin bir şekilde sanki hiç bir şey yokmuş gibi devam ettik... Yanarak ölmeyeceğimizi bile-bile bedenlerimizden  veya kalbimizden bir par…

DÜNYA İNSANLIK SINAVINDA!

Şimdi buradan ne yazsak-ne söylesek boş. İşte dünyanın hali ortada. Koca bir gezegen küçük bir virüs karşısında diz çökmüş durumda Korona can almaya devam ediyor. Bu süreç ne zamana kadar sürer bilemiyoruz. Daha ne kadar ölüm vakaları yaşanır ne kadar hastalık yayılır onu da bilemiyoruz. Aşı gelişir mi derman bulunur mu bu soruya da cevap veremiyoruz. Dünya bir bilinmezlik ve panik içinde. Sorular cevapsız. Umutsuz-karamsar bir tablo çizme niyetinde değilim. Ama ortada bir gerçek var. Eğer işin farkına varamaz ve ciddi önlemler alamazsak vah halimize. Çin’i örnek alırken İtalya’dan da ibret almak zorundayız. Çin bu virüsü nasıl yendi İtalya ve diğer Avrupa ülkeleri nasıl yenildi. Devletimiz üzerine düşeni yapıy…

KİM BU ŞEREFSİZLER!!!

18 Mart 2020 Çarşamba günü AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan, dünya genelinde yaşanan KORONAVİRÜS ile ilgili ULUSA SESLENİŞ olarak yorumlanabilecek bir konuşma yaptı. Bütün TV kanallarından canlı olarak yayınlanan konuşmayı hem bir vatandaş, hem de bir gazeteci olarak pür dikkat ve hassasiyetiyle dinledim. 6 saat süren toplantının ardından,  Çankaya Köşkünün bir salonunda düzenlenen basın toplantısına davet edilen gazetecilerle bazı Sivil Toplum Örgütlerinin temsilcileri, bakanlar ve AKP’li siyasiler katılmışlardı. Basın toplantısının yapılacağı salonda oturuş şekli KORONAVİRÜS tedbirleri kapsamında düzenlenmiş, davetliler bir koltuk dolu, bir koltuk boş olacak şekilde oturmuşlardı. KORONAVİRÜS SALGINI dolayısıyl…

ZAFER ETKİNLİKLERİNE DE GÖLGE DÜŞÜRDÜ KORONA

Birçok ülkeyi esir alan korona virüsünün küresel bazdaki olumsuzlukları devam ediyor ve bu ölümcül virüsün en az zararla atlatılmasına gayret ediliyor vakaların yaşandığı ülkelerde... Bizlerde de virüsün görüldüğü açıklamasından sonra alınmakta olan önlemler yanı sıra tespit edilen vakaların sayısı ile yeni tedbirlere  yönelik bilgilendirmeler yapılıyor aynı zamanda... Ekonomik alanda da küçümsenmeyecek zararlara yol açacağı anlaşılan korona virüsü, dün 105. yılına ulaştığımız Çanakkale Zaferi etkinliklerine de gölge düşürdü ve çelenk koymakla sınırlandırıldı gerçekleştirilen etkinlikler... Halkımızın,  ölümcül virüsün endişesi içinde ne tür önlemler almaları gerektiğini dile getiren uyarılara pürdikkat kulak verirken, d…

SİİRTSPOR BAŞARACAK GÜÇTESİN

Bu güne gelmeden önce şöyle bir geçmişe baktığımızda bile Siirtin futbolda ne kadar güçlü olduğunu görüyoruz. Bölge genelinde futbolun daha tam olarak yaygınlaşmadığı dönemde bile 1950 lili yıllarda Siirt, başta Altay Fenerbahçe olmak üzere bir çok takıma futbolcu gönderme başarısını göstermiş bir ildir. Benim hatırladığım yani çocukluk ve gençlik yıllarıma denk gelen 1970-1985 li yıllarda da bölge genelinde adından söz ettiren Türkiye kupalarında ileri turlara kadar yükselen takımlarımız vardı. O dönemlerin Gençlikspor, Botan Sporu, Akın Sporu ve YSE Sporu unutulmaz bir şekilde hafızalara kazınmıştır. Geçmişi bu kadar güçlü olan bir takımın bu günkü durumuna baktığımızda da tıpkı Nasrettin Hocanın yağ, un ve şeker var o halde …

GÜNLÜK HABER AKIŞI

SON DAKİKA HABERLERİ