


Toplumun temel taşı ailedir. Aile zayıflarsa toplum da zayıflar; aile dağılırsa sosyal yapı derinden sarsılır.
Türkiye’de aile yapısını ilgilendiren kanunlar sürekli tartışma konusu olmaya devam ediyor. Özellikle boşanma süreçleri, uzaklaştırma kararları, nafaka, velayet ve aile içi uyuşmazlıklara ilişkin uygulamalar toplumun farklı kesimlerinde ciddi eleştirilere neden oluyor.
Bir kesim, mevcut düzenlemelerin aileyi korumaktan çok çatışmaları artırdığını savunurken; diğer bir kesim ise kadınların ve çocukların güvenliği için bu hukuki mekanizmaların gerekli olduğunu ifade ediyor. Görünen o ki mesele, taraflardan birini tamamen haklı görmek değil; adaleti, aileyi ve toplumsal huzuru birlikte koruyabilecek dengeli bir sistemi inşa etmektir.
Şurası açıktır ki; her gün yaşanan aile içi trajediler, kadın cinayetleri ve parçalanan yuvalar bize mevcut sorunların ciddiyetini göstermektedir. Çözüm; öfkeyi büyütmekte değil, aileyi güçlendiren, adaleti sağlayan, mağduriyetleri azaltan ve toplumsal gerçekliği dikkate alan politikalar üretmektedir.
Aileyi korumak; kadını, erkeği ve çocuğu birlikte koruyabilen adil bir düzen kurabilmekten geçer.

