Eş Başkan Bakırhan; Olanaklarımızı Köylerimiz İle Paylaşacağız « Siirt'te Net

SON DAKİKA

SİİRT ULUSAL 1. FOTO SAFARİ DEVAM EDİYOR

Eruh Haberleri, KÜLTÜR VE SANAT

Eş Başkan Bakırhan; Olanaklarımızı Köylerimiz İle Paylaşacağız

Bu haber 25 Şubat 2015 - 10:07 'de eklendi ve kez görüntülendi.

Siirt Belediye Eş Başkanı Tuncer Bakırhan, Siirt merkeze bağlı köy muhtarları ile dayanışmak için verilen yemekte yaptığı konuşmada, hükümet halkın iradesine, seçilmişlere sahip çıkmadığını ve gerekli olanakları yaratmadığını belirterek, Siirt’te bulunan belediyeler olarak il genel meclis üyelerimiz ile birlikte A köyü, B Köyü diye ayırt etmeden olanakları köyler ile paylaşacaklarını söyledi.

Siirt belediyesi,  merkeze bağlı köy muhtarları ile dayanışmak,  köylerde yaşanan sorunlar ile ilgili görüş alış verişinde bulunmak ve yaşanan sorunlara çözüm bulunması amacıyla Öğretmenevinde muhtarlara ile dayanışma yemeği düzenledi. Düzenlenen yemeğe Siirt Belediye Eş Başkanları Belkiza Beştaş Epözdemir, Tuncer Bakırhan, DBP İl Eş Başkanı Kıymet Mut,  HDP İl Eş Başkanı Dilber Sevim,  İl Genel Meclis Başkanı Hatice Tay,  Eruh, Baykan, Gökçebağ ( Canika), Beğendik (Bedar), Kayabağlar (Zokayt), Atabağı (Comani), Veysel Karani belediye eş başkanları,  merkeze bağlı 34 köy muhtarı,  il genel ve belediye meclis üyeleri katıldı.

‘Seçilmişlerin Bir Birinden Farkı Yok’

Muhtarlar ile düzenlenen dayanışma yemeğinde konuşan Siirt Belediye Eş Başkanı Tuncer Bakırhan, Halkın iradesiyle seçilmiş olan  değerli muhtarların,  belediye meclis üyeleri, il genel meclisi üyeleri ve belediye eş başkanlarından bir farkı   olmadığını ifade ederek,  “Her birimiz kendi cephemizden küçük veya büyük bir kitle tarafından uygun görülmüş ve seçilmişiz. Bu nedenle seçilen tüm arkadaşlara seçen iradeden dolayı saygı duyuyoruz. Kendilerine büyük bir değer biçiyoruz. 4 yıl daha birlikte çalışma yürüteceğiz.  Bu 4 yıl içinde kentte bulunan tüm seçilmişler ile dayanışmak, dertlerimizi, sorunlarımızı paylaşmak, zaman zaman ortaya çıkan ihtiyaçlarını hem belediye eş başkanlarımız hem belediyelerimiz, hem de il genel meclis üyelerimiz ve il genel meclis başkanımız ile birlikte çözmeye çalışmak ve karşılamak amacımızdır. Çekinmeden sorunlarımızı, dertlerimizi, eleştirilerimizi, önerilerimizi ortaya koyalım. Nihayetinde aynı kentte yaşıyoruz, aynı kenttin seçilmişleriyiz. Bu kentin A köyü ile kent merkezi arasında bir fark olmadığının tekrar altını çiziyorum” dedi.

‘Ayrımcılık Yapmayacağız’

Bir önceki dönemde il genel meclisinde çoğunluğun kendi partilerinden olmadığı için yoğun taraf tutulduğu, kimi köylere hizmetlerin ihmal edildiği, kimi konularda art niyetli davranıldığı, şeklinde şikâyetlerin sık sık dile getirildiğini ifade eden Bakırhan,  “Sadece Siirt’te değil birçok yerde bu tabloya şahit olduk. Biz arkadaşlarımız ile birlikte seçilirken asla ayrımcılık yapmayacağımız yönünde söz vermiştik. Zaten bizim varlık gerekçelerimizden biri de budur.  Asla Arap, Kürt, Türk, bir başkasını veya bir başak siyasi partiyi ayırt etmeyeceğiz. Bizimdir, bizdendir diye önceleyip, bizden olmayanların ihtiyaçlarını taleplerini, görmezlikten gelmeyeceğimizi söylemiştik. Mevcut belediyelerimiz ve il genel meclisimizin halka ve seçilmişlerine yaklaşımı ve pratiğinde bu siyasetimizin hedefe hangi oranda ulaştığı sizlerin takdirindedir” şeklinde konuştu.

‘Türkiye’nin ve Siirt’tin Temel Sorunu Ayrımcılıktır’

Ülkenin en temel sorunu ayrımcılık olduğunu,  ayrımcılığı iliklerine kadar yaşamayan kimsenin kalmadığını belirten Bakırhan, “Çok bariz bir örnek ile bu ayrımcılığı somutlamak gerekirse; değerli arkadaşlar, Tillo ilçemiz ve Veysel Karani beldemizden söz etmek yerinde olacaktır.  Veysel Karani beldemiz ve Tillo hem Siirt’in, hem Türkiye’nin en önemli inanç ve ibadet merkezlerindendir. Hazreti Veysel Karani’yi bilmeyen yoktur.  Türkiye’nin her tarafından onun adına dualar edilir, Müslüman âlemi içerisinde tanınan, bilenen çok değerli bir Alim ve İslam değeridir.  Tillo’da bulunan âlimleri anlatmaya gerek yok, onlar da aynı değerdedir. Ama sizler bu iki inanç ve ibadet merkezine gidip elinizi vicdanlarınıza koyarak bir dolaşın. O zaman Tillo ve Veysel Karani’ye yapılan yatırım ve hizmetler arasındaki farkı çok iyi görürüsünüz. Biz Müslümanlar için büyük öneme sahip bu iki merkeze Türkiye’nin dört bir yanından ziyarete gelenler, iki merkez arasında bu kadar bariz bir ayrımcılık yapılması; orada başka bir etnik kimlik yaşıyor diye Veysel Karani’nin türbesinin bulunduğu bir beldenin ötekileştirilmesi hepimizi üzüyor.  Vicdanımızı sızlatıyor. Yollar bakımsız, çukurlarla dolu, henüz su sorunu çözülmemiş, doğru düzgün alt yapı yok, Belediye büyük bir borçla devredilmiş, kısaca bir harabe görünümündedir. Hadi Eruh ve Pervari’yi geçtik. Eruh’u gören arkadaşlarımız vardır belki. Eruh’a gidildiğinde insanların yürümesi için doğru düzgün kaldırım yoktur. Belediye yapsın diyebilirsiniz. Ama Pervari’ye yapılan yardımlar, katkılar ve sunulan desteğin onda biri Eruh’a sunulmamıştır ki belediye yapsın! Katkı ve destek sunulması halinde nasıl bir ilçe yaratılacağına hep birlikte şahit oluruz. Biz ayrımcı değiliz; Tillo ile Veysel Karni arasındaki uçurumu yaratacak kadar vicdansız değiliz. Elimizde imkân, olanak ve yetki olduğu sürece böyle bir adaletsizliği, böyle bir uçurumu yaratmayı kesinlikle aklımızdan geçirmeyiz. Siyasetçiler ve seçilmişler vicdanlı olmalıdır; bir köyü, beldeyi, ilçeyi, ibadetine, inancına etnik kimliğine göre ayırt etmemelidir. Muhtarlar da adil olmalıdır. Kendi köyüne hizmet sunarken, A kişisi, B aşireti, bana oy veren ve vermeyen aile diye ayrım yapmamalıdır. Türkiye’nin en temel sorunu budur. Yönetime gelen yönetimin olanaklarından yararlanan herkes, başta kendisi, sonra ailesi, sonra aşireti, sonra geniş ailesi, etnik kimliği ve inanç kimliğine öncelik veriyor. Kendisine “öteki” olanı yok sayıyor. Yaşadığımız köy kent Siirt’te de en temel sorunlarımızdan biri budur” dedi.

 

‘Bürokrasi Hizmetleri Engelliyor’

Bakırhan, Belediye yönetimlerinin; ırkçı, milliyetçi, ayrımcı ve bölücü bazı zihniyetler tarafından henüz kabul görmediğini  ifade ederek, “Belediyemizin yapması gereken hizmetler bürokrasiye takılmıştır. Bürokrasi engellemiştir. Mesele bizim ne yaptığımızla ilgili değildir; mesele bizim yönetemediğimiz, iyi hizmet yapamadığımızı, Siirt halkına bedel ödeterek, kanıtlamaya çalışmalarıdır. Buda en büyük günah ve suçtur.  Onun için biz seçilmişlerin dertleri ve sorunları çoktur. Olanaklarımız kısıtlıdır. Biz kendi olanaklarımızı, kendi aramızda pay ederek, paylaşarak, bölüşerek, sorunlarımızı küçükten büyüğe doğru birlikte çözebiliriz. Hepimiz halkın seçmiş olduğu iradeye saygı gösterebilirsek bu ülkeye barış ve huzuru getirebileceğini” söyledi.

‘Seçilmiş Kurullar Olanaksızlıklara Rağmen Hizmet Yürütüyor’

Bakırhan konuşmasına söyle devam etti, “Siirt İl Sağlık Müdürlüğü’nün yıllık bütçesi yaklaşık 950 milyon TL’dir. Siirt Belediyesi’nin yıllık bütçesi ise bunun 5’te 1’i kadar bile değildir. Siirt Belediyesi bünyesinde çalışan kişi sayısı 650 civarındayken, Siirt devlet hastanesinde çalışan kişi sayısı bin 50 kişi. Bizim iki katımız. Kenttin temizliği, alt yapısı, üst yapısı, zabıtası, trafiği, memuru, amiri,  müdürü ile devlet hastanesinin yarısı kadar değildir; onların da bütçesi 5 katımız. Bu örnek, arada nasıl bir uçurum ve ayrımcılık olduğunun, seçilmiş kurulların nasıl bir olanaksızlıkla hizmet yürüttüklerinin en iyi göstergesidir. Siirt Karayolları’nın bütçesi 850 milyon civarındadır. Şimdi sizlere soruyorum; Eruh’un, Pervari’nin, Kurtalan’ın doğru düzgün bir yolu var mıdır? 850 milyon nereye harcanıyor ne yapılıyor? Kent merkezinde karayollarına ait yollar ve kaldırımların tamamında yağışlı havalarda yürüyemiyoruz.  Karayollarının bütçesi belediye bütçesinin 4 katıdır. Birileri çıkıp milyonlarca lira olanak yarattıkları il müdürlükleri ile bir kenttin tamamına hizmet sunan belediyeleri kıyaslamaya çalışıyor. Bütün olanaksızlıklara rağmen, belediyelerimiz, il genel meclisimiz elindeki olanakları çarçur etmeden bu halkı Kürt, Türk, Arap, Tillo’lu, Veysel Karani’li diye ayırt etmeden elini vicdanına koyarak hizmet sunmaktadır.”

‘Seçilmişlerin Özlük Hakları Yeniden Düzenlenmelidir’

Bakırhan,  Başta muhtarların özlük hakları da dahil olmak üzere, il genel ve belediye meclisi üyeleri ve belediye başkanlarının mevcut koşullarının düzeltilmesi gerektiğini ifade ederek,  “ Ciddi bir adaletsizlik vardır. Bir ildeki memur belediye başkanından daha yüksek maaş almaktadır. Aynı şekilde, bir muhtarın, 24 saatlik mesaisine rağmen, aldığı para yol ve sigortasına yetmemektedir.   Hangi hizmetten, hangi yaşam standardından bahsediliyor.  Muhtarların aldıkları para asgari ücret bile değil. Bir yandan İş-Kur bünyesinde işe alınan ya da işe alınmış gibi gösterilip çalışmadan maaş alan yüzlerce insandan söz edilirken; halkın iradesi ile seçilen muhtarların yol parası bulamaz bir noktada olması Türkiye’nin büyük ayıbıdır. Hem hükümet hem bürokrasi başını önüne eğip utanmalıdır. Belediyelerin durumu da bundan farklı değildir” dedi.

‘Dayanışma Olmazsa Hizmetler Seçime Kurban Edilecek’

Kenttin bu halde olmasına üzüldüklerini ifadede eden Bakırhan, “ Köye gidiyorsunuz köy köy değil, beldelere, ilçelere gidiliyor aynı manzara. Biz de arkadaşlarımızla bir araya gelerek madem bu hükümet halkın iradesine, seçilmişlere sahip çıkmıyor ve gerekli olan olanakları yaratmıyor, o zaman başta Siirt Belediyesi ve ilçe belediyelerimiz ile belediye çalışanlarımız, belediye yönetimlerimiz, il genel meclis üyelerimiz ile birlikte A köyü, B Köyü diye ayırt etmeden olanaklarımızı paylaşalım dedik. İhtiyaç duyulan hizmetler için var olan imkânları seferber ederek dayanışma kararı aldık. Biz dayanışma içinde olamazsak, hizmetler seçim süreçlerine kurban edilecektir. Bu amaçla, bundan sonra da tüm muhtarlarımızla bir araya gelerek imkânlar dâhilinde olanaklarımızı paylaşamaya devam edeceğiz. Halka hizmet konusunda birlikte çalışmaya ve birlikte hareket etmeye devam edeceğiz. Merkezden yönetilen, yanlış, taraflı, kendisinden olmayanı dışlayan bu sisteme karşı daha adil, eşit, olanakların ayrım yapılmaksızın paylaşıldığı bir yönetim anlayışına kavuşuncaya kadar birlikte olmamız gerektiğini düşünüyoruz. Mesele kimin kim olduğu, kimin iktidar olduğu değildir. Mesele kentimizde, ilçemizde, beldemizde, köyümüzde, mahallemizde, neyin ne kadar değiştiği, yaşamımızı ne kadar kolaylaştırdığı, o kentte yaşan insanların ne kadar devlet olanaklarından yararlandığı meselesidir” dedi.

‘İşsizliğin ve ihmalin En Çok Yaşandığı İl Siirt’tir’

Bakırhan, Türkiye’de işsizliğin en yoğun yaşandığı ve kırsalın en fazla ihmal edildiği kentlerin başında da Siirt geldiğini belirterek, “Eğer hükümet, bürokrasi, seçilmişler, başta milletvekilleri, taziyemizde, düğünümüzde değilse,  köyümüzün sorununda, barışında, hizmet sunulması gereken noktada değilse kim olursa olsun bizim için bir anlam ifade etmez. Biz bu olanaksızlığı, adaletsizliği, yoksulluğu hep birlikte çözebiliriz.  Bir kereliğine yapılan bu yanlışları çekinmeden korkmadan yüzlerine vurabilirsek, onları utandırabilirsek, ne kadar ayrımcı ve aileci olduklarını yüzlerine söyleyebilirsek ne yolumuz ne de suyumuz eksik kalır. Ne işimiz ne aşımız eksik olur; ne de İş Kur’dan her yıl çalışmak için alınan insanlar tek partinin taraftarları olur. Bu ikiyüzlü, rantçı, taraf tutan anlayışı teşhir etmemek asıl dilsiz şeytanlıktır. Cumhurbaşkanı çıkarmış bir kentte bunları konuşuyoruz. Cumhurbaşkanın eşinin memleketinde bunları konuşuyoruz. 10 tane işçinin çalıştığı tek bir devlet fabrikası yok bu memlekette. Devlet tarafından yapılmış ve Siirt halkının yaşamını kolaylaştıran tek bir hizmetten bahsedemeyiz.  Batman’a gidip uçağa biniyoruz. Bir zamanlar Siirt’in ilçesi olan Şırnak’tan bile Türkiye’nin dört bir yanına uçak seferleri yapılıyor. Mikrofonu aldıkları zaman Siirt için 5 bin yıllık kadim bir memlekettir diyorlar. İbadet merkezidir diyorlar ama Siirtli uçağa binmek için Batman’a gidiyor” şeklinde konuştu.

‘Biz Niye Demokrasi Oyunun Birer Figüranı Olalım’

Köylerde ihtiyaç duyulan hizmetler için belediyelerin kapılarının muhtarlara sonuna kadar açık olduğunu ifade Bakırhan,  “Son günlerde yine belediyelerimize, seçilmişlerimize, il, ilçe örgütlerimize yönelik organize saldırılar başladı. Ankara Sincan’da, Erzurum’da,  İstanbul ve diğer illerde parti, STK ve derneklerimize saldırıyorlar. Bu ülkede Kürtler eğer Trabzon, Tekirdağ, Edirne gibi yerlerde siyaset yapamıyorsa bu, bu devletin ayıbıdır. Eğer il, ilçe binaları yakılıyor ve talan ediliyorsa, yöneticilerin başı kırılıp yarılıyorsa, bu, bu ülkenin demokrasi ve özgürlükler alanında geldiği noktanın göstergesidir.  Bunlar yetmez gibi iç güvenlik paketi ile tekrar Kürdü, muhalifi, demokratı, solcuyu cezaevlerine koyacak bir paket geçirmeye çalışıyorlar ve bunu güvenlik adına yaptıklarını iddia ediyorlar. Asıl polise sonsuz yetki verilerek halkın can güvenliği tehlikeye giriyor. Vurma ve tutuklama yetkisi dahil olmak üzere polise sonsuz yetki, atanmış olmasına rağmen valilere süper yetkiler veriliyor. Belediyenin aracına, gerecine, imkanlarına el koyacak istediği yere gönderebilecek bir atanmışla demokrasiden milli iradeden söz etmeye halkı kandırmaya devam edecekler. Peki, biz neyiz biz niye seçildik. Biz niye demokrasi oyunun birer figüranı olalım. Vurma kırma, tutuklama yetkisi polisteyse araçları, gereçleri yönetme yetkisi bürokratlara verilecekse bize ne ihtiyaç var. Biz neyin makyajıyız. Milli irade sadece kendi çıkarları söz konusu olduğunda mı değer atfedilen bir kavramdır? Sen vekilin başını gözünü parlamento gibi bir yerde yararsan Siirt’teki polisin yarın öbür gün kafamızı kırmaması için hiçbir sebep yok. Mecliste kadınlar dövülüyor, saçlarından sürükleniyorlar.  Bunu yapan vekil utanmadan ne kadar güçlü olduğunu anlatıyor. Mecliste AKP’nin söylediklerinin dışında bir şey savunmak en basit tabirle terbiyesizlik oluyor. Böyle bir yönetim anlayışı sadece 3. Dünya ülkelerinde var, demokrasi ve insan haklarının olduğu ülkelerde ise yok. Sen mecliste kadın vekil döversen, Mersin Tarsus’ta bozkurt işareti yapan da Özgecan’ın canına kıyar. Sen ona örnek oluyorsun. Senin parlamentodaki pratiğin sokaklara, taciz, tecavüz, katliam, bıçaklama olarak yansıyor. Kürdün önüne  %10 barajı, iç güvenlik paketi, olmadı yalan yanlış KCK operasyonu koy, olmadı belediyeyi alamıyorsan oradaki halk iradesine sahip çıkıyorsa, bu sefer olanaklarını kıs. Vakıf ve hazine arazisini senden olmayana verme. Senin olmayan belediye hibe ve kredi alamasın. Gelin görün ki hükmünüzün geçtiği yerlerdeki pratiğiniz ile dışardaki aynı olmuyor. Suriye’deki Süleyman Şah Türbesi’nde aynı cevval tutumu sergileyemiyorsun! Bu vesileyle, kabadayılık yapan, kadın vekilleri döven, kafa göz yaran sayın(!) vekili Süleyman Şah’a davet ediyorum. Ne kadar delikanlı, ne kadar kabadayı ve ne kadar yiğit olduğunun sınanacağı yer Süleyman Şahtır. Parlamentoda yumruk sallamak kolaydır ama gerçek anlamda bir sembolü, bir toprağı, bir tarihi ve kültürel mirası savunmak ancak, Rojava’daki, Kobane’deki Kürt gençlerinin, Kürt yiğitlerinin harcıdır.”

‘Belediyemiz Dinleniyor, İzleniyor, Gözleniyor’

Askeri darbe dönemlerinde bile yaşanmayan bazı uygulamaları Siirt’te yaşadıklarını ifade eden Bakırhan,  ‘Belediye hizmet binasının önünden geçenler görüyor, hizmet binamızın önünde, arkasında ve yanında ortam dinleyen araçlar ve  her tarafında polisler, robokoplar var. Ne olduğunu anlamıyoruz. Bunlar neyi izliyor, neyi gözlüyor, neyi dinliyor? Halbuki izleyeceğiniz, gözleyeceğiniz, dinleyeceğiniz bellidir. 700 bin Euroluk saat takan adamları izle gözle, nerden getirdiklerini ortaya çıkar, bavullarla para götürenleri izle dinle! Bize 24 saat mobbing uygulanıyor, taciz ediliyoruz. Yapılan izleme ve dinlemeden dolayı adım atamıyoruz.  OHAL’dan daha beter bir şekilde yönetiliyoruz. Çocuklar tutuklanıyor. Her gün mahkemelerdeyiz. Polise niye yan baktın. Polis temizlik işleri müdürümüzü dövmüş komalık yapmış. Niye dövdüğünü sorduğumuzda pervasızca gülüyor, döven yargılanmıyor dövülen yargılanıyor. Başka komik bir durum daha: Siirt’in caddeleri kuralsız park yapan araçlar ile doluyken her gün kazalar meydana geliyorken bir tane araca ceza kesilmiyor ama biz İran’daki idamları ve Türkiye’deki emekçilerin haklarının yetersizliğini protesto etmek amacıyla bir basın açıklaması yapmak için bir araya geldiğimizde, bize trafiği aksattığımız gerekçesiyle ceza kesiliyor. Velhasıl, bu işte bir yanlışlık var, bu zihniyet başka bir zihniyet. Onun için bu baskıcı, anti demokratik, taraflı yönetim önümüzdeki tarihi seçimlerde uyarılmalıdır, bu gidişe bir dur denilmelidir”  şeklinde konuştu.

Düzenlenen yemekte merkeze bağlı köy muhtarları adına konuşan Sağlaraca (Billoris) Köyü Muhtaraı ve Köylere Hizmet Götürme Birliği Encümeni Dijvar Kılıç, Siirt valiliğinden ve il özel idaresinden köyler için yeterli hizmet alamadıklarını ifade ederek, “  birçok köy yolunun ulaşımı sağlayamayacak haldedir. Defalarca dile getirmemize rağmen ödenek yetersizliği gerekçesiyle taleplerimiz yerine getirilmedi. Bu yıl asfalt sezonu başladığında taleplerimiz valilik ve il özel idaresi tarafından karşılanmasa, bu konuşa belediyenin desteğine başvuracağız.  Bizi kurtaracak olan kendi kollarımızdır. Önümüzdeki genel seçimde el ele verip barajı aşıp 70 vekille mecliste temsil edilmeyi istiyoruz. Bütün arkadaşlarımız bunun için çalışmaya davet ediyor, böyle bir toplantının yapılmasın da emeği geçenlere teşekkür ediyorum” dedi.

Yapılan konuşmalar ardından muhtarlar ile dayanışma yemeği çekilen hatıra fotoğrafı ile sona erdi.

E+ş Ba+şkan Bak¦-rhan Olanaklar¦-m¦-z¦- K+Âylerimiz ¦-le Payla+şaca¦ş¦-z (2)-vert

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.