


Spor, toplumların ortak heyecanını ve birlikte yaşama kültürünü güçlendiren en önemli alanlardan biridir. Bu nedenle bazı başarılar yalnızca bir kulübün değil, aynı zamanda toplumsal birlik duygusunun da başarısı olarak değerlendirilmelidir.
Uzun yıllar sonra Süper Lig’e yükselen Amedspor’un ortaya koyduğu mücadele ve elde ettiği başarı da bu açıdan dikkat çekicidir. Teknik heyetin emeği, futbolcuların sahadaki inancı ve taraftarın güçlü desteğiyle gelen bu başarı, Anadolu futbolunun gelişimi adına önemli bir örnek olmuştur.
Daha da kıymetlisi; bu başarının ardından toplumun farklı kesimlerinden gelen ortak tebrik mesajlarıdır. Sayın Cumhurbaşkanı’ndan ana muhalefet liderine, farklı siyasi partilerin temsilcilerinden büyük spor kulüplerine kadar geniş bir kesimin aynı ortak dilde buluşması, ülkemizin kardeşlik kültürünün hâlâ güçlü olduğunu göstermiştir.
Ancak her başarı gibi bu yükselişin de bazı çevreleri rahatsız ettiği görülmektedir. Sporun birleştirici ruhunu görmezden gelerek meseleyi siyasi tartışmaların içine çekmeye çalışan anlayışın; ne futbola ne de toplumsal huzura katkı sunduğu açıktır. Spor; ayrışmanın değil, ortak sevincin alanı olmalıdır.
Unutulmamalıdır ki asıl önemli olan, başarıyı elde etmek kadar onu doğru yönetebilmektir. Süper Lig’de kalıcı olmak; disiplinli yönetim anlayışı, sağduyu ve istikrar gerektirir. Özellikle önümüzdeki süreçte hem kulüp yönetiminin hem de taraftarların provokasyonlardan uzak durması büyük önem taşımaktadır.
Kürt kültüründe anlamlı bir söz vardır: “Dilê dostan şikand, dilê dijmin û xêrnexwazan şa kir.” Yani; dostları üzen, karşıtlarını sevindiren davranışlardan kaçınmak gerekir.
Bugün ihtiyaç duyduğumuz şey; gerilimi büyütmek değil, ortak başarıları sahiplenebilmektir. Futbolun birleştirici gücünü koruyarak, sağduyuyu elden bırakmadan ilerlemek; hem kulüplerimiz hem de ülkemizin toplumsal huzuru adına en doğru yol olacaktır.

