

İşsizliği gidermeye yönelik zaman zaman alındığı dile getirilen önlemler arzulanan sonucu vermiş olsaydı, işsiz sayısında azalma olacaktı ve işsizlerimizin sayısı arttığına göre sonuç vermeyen önlemler alındığını söylemek, doğru bir tespittir kanımca…
İşsizlik oranını aşağılara çekmek için alınması gereken önlemlerden biri; üretime yönelik tesislere vücut buldurmaktır ve devletimiz bünyesindeki güzelim tesisleri özelleştirenler yenilerini kurmayı düşünmezlerken, istihdam sağlamaları çağrısı yapılan iş adamları ise kulaklarını tıkıyorlar çağrılara… Özel sektörün iş sahaları açmaları beklentisine sıcak bakmayışlarının bir takım nedenleri varsa da bu nedenleri gidermek için bir gayret gösterilmediğini söylemek de yanlış bir tespit olmaz herhalde?.. Üretime yönelik yeni tesislerin yap-işlet-devlet modeli ile yerine getirilmesinin mümkün olduğunu bugünkü yazımda bir kere daha vurgularken, girişimcilerin çağrılara kulak tıkamaları nedenini saptayarak önlem almanın zor olmadığına da dikkat çekmek isterim ayrıca…
İşsizliği tırmandıran en önemli nedenlerden biri de; sanayi ve hizmet sektörlerinin terör sektöründen daha çok önemsenmeleridir ve üzülerek belirtmek isterim ki; bu tercih bir zamanlar ülkemizin kendi kendine yeterli olmasına vesile olan tarım sektörünün canına okumuştur adeta ve hizmet ile sanayi sektörlerine verilen önemden de arzulanan sonuçlar alınmış değil maalesef… Son yıllarda kırsal kesimlerden özellikle büyük kentlere olan göçler artmış ve büyük oranda azılmıştır kırsaldaki nüfus oranı bu nedenle… Göçü tetikleyen nedenler içinde, ekonomik koşullar başı çekiyor yine… Köylü yurttaşlarımız, geçimlerini sağlayacak bir gelire sahip kılınmış olsalardı başka yerlere göç etmezlerdi yoğun şekilde… Gerçi, eğitim, sağlık ve benzer hizmetlerden uzun zaman mahrum kılınmaları da göç etmelerinin nedenlerinden biridir ama, geçimlerini sağlayacak gelir gibi önem arz etmeyecekti onlar için… Göçün bir diğer nedeni güvenlik sorunudur ve bu nedenle göç edenler olmuşsa da, sayıları çok az orandadır, yetecek bir gelire kavuşmak için göç edenlerin sayısı yanında…
Kırsalımızdaki nüfusun başka yerlere göç etmeleri ekonomimiz için önemli bir kayıptır ve göç alan kentlerimize gelince, oralarda da yeni hizmetlere duyulan ihtiyaç, çoğu zaman sıkıntılara yol açmaktadır haliyle.. Bu arada göç alan yerlerde ekmeklerin küçülmesi de söz konusudur ve Siirt’ten bir örnek verecek olursam; geçmiş yıllarda seyyar satıcıların sayısı çok azken, şimdi kendilerine tahsis edilen alanlar yetersiz kalmakta ve bu durum, ekmeklerin küçülmesine yol açtığı gibi kimilerinin işini terk etmesine sebebiyet verince, işlerini terk edenler işsizler ordusuna iltihak etmekteler sonuçta… Kırsaldan büyük kentlere olan göçlerin, neden olduğu bir sürü olumsuzluklar daha vardır ve bu nedenle kırsaldaki yurttaşlarımızın göçlerine dur diyecek ciddi ve gerçekçi önlemleri acilen yaşama geçirmek gerekmekte!...
Toplu Taşımacılık
Önemsenseydi
Ülkemizde araç sayısının artmakta olduğu TÜİK’in açıklanan verilerinden anlaşılıyor. 2018 yılının Kasım ayında trafiğe kayıtlı olan 22 milyon 850 bin araç sayısı, 2019 yılının aynı ayında 23 milyon 170 bine ulaşmış bulunuyor ve bu sayı nüfusumuzun 4’te birinin çok üstündedir.
Araç sayısının böylesine yüksek olması nedeni, geçmiş yıllarda toplu taşımacılık hizmetine gereken önemin verilmemiş olmasıdır ve petrol ihtiyacının çok büyük bölümünü başka ülkelerden ithal etmekte olan ülkemizin, ithal kalemleri içinde en çok döviz ödediği kalemi teşkil eden petrolü dikkatli kullanmak için gereken duyarlılığı göstermiyoruz. Resmi kurum ve kuruluşlarda sözü edilen araba saltanatı bir yana biz vatandaşlar da ithal edilen petrol ürünlerini keyfi yere kullanarak ekonomimize zarar veriyoruz.
Demir yolu ağlarımız ülkenin en ücra köşesine ulaştırılmış olsaydı, günümüzde kayıtlı araçlar az sayıda kalacak ve nakliye açısından da tahminlerin üstünde ekonomik kazancı toplu taşımacılık önemsenmediği gibi, yurdumuzun her yerinde trafik rezaletine maruz kalınmayacaktı. Birçok yol ve caddelerimiz adeta otopark görünümündedir ve özellikle büyük illerimizde ikamet eden vatandaşlarımız şehir içi ulaşımda büyük sıkıntılar yaşamaktadır.
Yurdumuzun bazı yörelerinde hizmete sunulan hızlı trenlere sevinmemek mümkün değildir derken, öncelikle bu trenlerin kaza yapmamaları için en iyi şekilde önlem alınmasının kaçınılmazlık arz ettiğinin de altını çizmek isterim. Bunu söylerken; toplu taşımacık beklentisinin sadece bazı yörelerimizde hızlı trenleri hizmete sokmakla gerçekleşmeyeceğine de dikkat çekmeyi bir görev addediyorum. Demir yolu yurdumuzun her yerine ulaştırılmalı ki, trafik alanında çekilen sıkıntı daha da büyümesin.
Ülkemizin her yerinde önemli caddeler bile çoğu zaman otopark görünümü içindedirler ve araç sayısı artacağından, halkımızın çektiği trafik çilesi altından kalkılamayacak boyutlara ulaşacaktır. Yeni binalarda her daire için bir otopark alanı zorunluluğu uygulamasında denetimsizlik olduğuna da bu vesileyle dikkat çekiyorum.
Yusuf Salih Arıtürk
