BIST 100
14.251,29 1,22%
DOLAR
47,0528 0,03%
EURO
53,8948 -0,08%
GRAM ALTIN
6.019,27 -1,99%
FAİZ
41,10 -0,34%
GÜMÜŞ GRAM
84,27 -3,61%
BITCOIN
64.148,00 -1,22%
GBP/TRY
63,5439 -0,27%
EUR/USD
1,1441 -0,19%
BRENT
84,30 -0,77%
ÇEYREK ALTIN
9.841,51 -1,99%
Siirt Açık
Siirt hava durumu
28 °
Reklam

Morgun Üstündeki Oda

Babamın rahatsızlığı nedeniyle birkaç gündür hastanede, geceleri refakatçi olarak kalıyorum.

Reklam
diyaeddin-temiz
Reklam

Kaldığımız odanın morgun tam üzerinde olduğunu biliyordum; ancak bu ayrıntı, zihnimde yalnızca sıradan bir bilgi olarak duruyordu. Bir mekânın insan ruhuna bu kadar dokunabileceğini, taşıdığı anlamın duvarlarından çok daha ağır olabileceğini henüz fark etmemiştim.

Ta ki bir gece dışarıdan yükselen bir feryat, kardeşimin dikkatini çekene kadar…

O an sessizce pencereye yöneldi. Bir süre dinledikten sonra,
“İnsanın moralini bozmaya morgun üstündeki odada kalmak bile yeter.” dedi.

Onun bu cümlesiyle birlikte, daha önce sadece bir oda olarak gördüğüm yerin başka bir anlam kazandığını hissettim. Çünkü bazı mekânların yükü duvarlarıyla değil, taşıdığı hikâyelerle ölçülür.

Sonra düşünmeye başladım…

Kaldığım bu kısa sürede o morgun kapısından; 39 yaşında trafik kazasında kaybettiğimiz kardeşimizi, 15 yaşında balkondan düşerek aramızdan ayrılan kızımızı, Şirvan’da bir kavga sonucu hayatını kaybeden hemşerimizi ve İstanbul’da vefat eden Necat Cellek Başkan’ı içeri aldılar.

Her cenaze aracı, yalnızca bir naaş taşımadı; geride kalanların acısını da odamızın eşiğine kadar getirdi. İnsan bazen bir mekânın hafızasına bu kadar ağır dokunabileceğini hiç düşünmüyor.

Hasta olan babama hiçbir şey sormadım. Soramazdım. Belki o da benim sustuğum yerden daha derin düşünüyordu. Çünkü bazı duygular konuşulmaz; sadece sessizce yaşanır. Bazen insanın en ağır cümlesi, söyleyemedikleridir.

Gece olunca morgdan yükselen ağıtlar duvar boyunca dolaşıp odamızın penceresine kadar ulaşıyordu. O feryatlar, yakınını kaybeden insanlar için acının en doğal, en haklı sesiydi. Kimsenin gözyaşına “sus” denemez.

Fakat aynı sesler, ölümle değil yaşamla mücadele eden hastaların odalarına da ulaşıyordu. Bir odada umut serumla damlarken, birkaç metre ötede yükselen acı vedalar o umudun üzerine sessizce gölge düşürüyordu. İnsan bazen bedeninden önce zihniyle yoruluyor.

İşte tam da burada mimarlığın çoğu zaman gözden kaçan tarafını düşündüm.

Hastaneler yalnızca bedenlerin tedavi edildiği yapılar değildir; umutların, sabrın ve yaşama tutunma iradesinin de korunduğu mekânlardır. Bu yüzden bir hastaneyi tasarlayan mimar, yalnızca kolonları, duvarları ve koridorları çizmez.

O çizgilerin arasına insanın korkusunu, hassasiyetini, mahremiyetini ve iyileşme arzusunu da yerleştirir. Bir mimarın görevi yalnızca sağlam ve işlevsel yapılar üretmek değil; insanın en kırılgan anlarında ona fark ettirmeden destek olacak mekânlar kurgulamaktır.

Bazen bir morgun konumu, bir odanın yönü, bir koridorun mesafesi ya da bir sesin hastaya ulaşıp ulaşmaması yalnızca teknik bir karar değildir. Bunlar, insan ruhuna gösterilen sessiz bir özenin göstergesidir.

Çünkü iyi mimarlık sadece sağlam binalar yapmak değildir; insanın taşıdığı görünmeyen yükleri de hesaba katabilmektir. Gerçek ustalık, yalnızca betonun yükünü taşımakta değil; kalbin yükünü hafifletecek ayrıntıları öngörebilmektedir.

İyi mimarlık, yalnızca mekân projelendirmek değildir.

Bazen acıyla umudun arasına zarif bir sessizlik koyabilmektir.

 

Reklam

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?