Eş Başkan Bakırhan, ‘Göçe Karşı Tutum’ Üzerine Sunum Yaptı « Siirt'te Net

SON DAKİKA

KURTALAN YOLUNDA KAZA İKİSİ AĞIR ÜÇ YARALI

Siirt Belediyesi, SİİRT HABERLERİ

Eş Başkan Bakırhan, ‘Göçe Karşı Tutum’ Üzerine Sunum Yaptı

Bu haber 26 Mart 2015 - 4:46 'de eklendi ve kez görüntülendi.

Siirt Belediyesi Eşbaşkanı Bakırhan, AYBYK’de yaptığı konuşmada, insanlık düşmanı DAİŞ’in tehditleri, Kobanêli ve Şengallilerin yaşadıkları, Türk devletinin Êzîdîlere dönük duyarsızlığını anlattı

Siirt Belediyesi Eşbaşkanı Tuncer Bakırhan, Avrupa Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi’nde (AYBYK) konuşma yaptı. GAB Belediyeler Birliği Eşbaşkanı sıfatıyla ‘Göç akımına karşı yerel ve bölgesel (seçilmiş) makamların tutumu’nun tartışıldığı oturumun konuşmacısı oldu.

Genel kuruldaki aynı tartışmada İtalya’nın göçmenler ve mültecilerin çok dramatik deniz yolculukları konusunda adı meşhur olan Lanpeduza Belediye Başkanı Giuseppina Maria Nicolini, Fransa’nın İngiltere yamaçlarındaki Calais şehri belediye başkanı Natacha Bouchart, Vatikan temsilcisi Kardinal Francesco Montenegro ve Almanya’nın Kuzey Ren Westfalya eyaleti Güvenlik, İş, Uyum ve Sosyal İşler Bakanı Thorsten Klute’nun misafir konuşmacılar olarak katılımı bekleniyor.

‘Çözümsüzlük DAİŞ’i Bela Etti’

Bakırhan, yaptığı sunumda, Ortadoğu ve Mezopotamya gibi kadim bir coğrafyanın, özellikle son yüz yılda yaşanan emperyal müdahaleler ve ulus devletçi politikalardan kaynaklı bir kaos ve istikrarsızlık alanı olduğuna dikkat çekti.

Çözümsüzlük ve kaosun, DAİŞ gibi vahşi bir cinayet şebekesini Ortadoğu halklarının başına bela ettiğini belirterek, “Ortaya çıkan sonuçlar, yalnızca bölgenin ulus-devletlerine fatura edilemez. Kabul etmek gerekir ki, son yüz yılda çizilen sınırların yarattığı sorunlarda, oluşan statükoda ve rejimlere sundukları destekle Amerika Birleşik Devletleri, Rusya Federasyonu ve küresel siyasette etkin olan Avrupa ülkelerinin sorumluluğu belirleyici düzeydedir” diyen Bakırhan, şunları kaydetti:

“Elbette Avrupa toplumları da, savaşın acısını fazlasıyla deneyimlemiştir. Yine yakın zamanda Balkanlar’da yaşanan etnik boğazlaşmanın yarattığı travmalar hala sağaltılabilmiş değildir. Türkiye de son otuz yılda yaşanan savaşla birlikte ortaya çıkan sorunları hala çözebilmiş değil.

Savaştan kaynaklanan göçler meselesini sadece toplulukların, halkların bir yerden başka bir yere geçişi gibi görmek, hiçbir zaman bizim lüksümüz olmadı. Bildiğiniz gibi 90’lı yıllarda PKK ile devlet arasında yaşanan savaştan kaynaklı olarak, devlet tarafından 3T formülü devreye sokuldu. Bu formülün açılımı tedip, tenkil ve tehcirdir. Bir başka deyişle insanları yerlerinden ve kültürlerinden kopararak, kimliksizleştirmek ve hizaya getirmektir.

Bu politikanın sancıları aradan 25 yıl geçmesine rağmen hala devam etmektedir. Kürtler, Süryaniler, Araplar, kısaca Kürdistan halkları bu süreçten nasiplerini aldılar ve çeşitli kentlere savruldular.”

Yerel Yönetimlerin Karşılaştığı Sorunlar

Bakırhan, yerel yönetimlerin savaş nedeniyle şu sorunlarla karşılaştıklarını ifade etti: “İnsanlar toprağından, yerinden, yurdundan koparıldı. Bir anda, beklenmedik şekilde yaşanan aşırı nüfus artışından dolayı kentlerin altyapıları çöktü, salgın hastalıklar baş gösterdi. Sağlıklı, kaliteli, insan onuruna yaraşır mekânların oluşturulmasında yetersiz kalındı, çarpık yapılaşma önlenemedi. Üretimden koparılmış insanlar, kendi hayatlarını yokluklar içerisinde kurmaya çalıştılar, çalışıyorlar. Yaşanan travmayı sağaltıcı çözümlerin geliştirilmemesi, özellikle kadınları fuhuşa sürükleme zeminini güçlendirirken, gençlerde madde bağımlığına eğilim ve adli suçlarda artışa neden oldu. Bu anlamda gerekli iyileştirme çalışmaları hala yapılabilmiş değil.”

Yerel yönetimlerin daha kaliteli, ulaşılabilir, ihtiyaçlara cevap verebilecek hizmet üretiminde mali güçlükler yaşadığına değinerek, özellikle merkezi hükümetin mali kıskacının, kaynak yaratma önünde önemli bir engel durumunda olduğunu dile getiren Bakırhan, “Aradan yirmi yıl geçti, bizler bütün zorluklara rağmen yerel yönetimler olarak altyapı ve salgın hastalıklarla ilgili sorunların çözümünde epey mesafe kat ettik, ancak gerisine güç getiremedik” dedi.

Bakırhan, “Özellikle toplumsal hizmetler konusunda gençler, kadınlar, engelliler ve yaşlılarla yerel yönetim bazında yapılan çalışmalar yeni bir demokratik kültürün yeşermesine olanak sağlayabiliyor” diyerek, Rojava’da yaşananlara şöyle değindi:

‘Soykırım Tehdidi’

“Ağustos ayından beri yeni bir gelişme yaşandı ve IŞİD’in Musul kentini ele geçirmesiyle birlikte, kadim Ezidi inancına sahip olan Kürt halkı gerçek anlamda bir soykırım tehdidiyle karşı karşıya kaldı. Şengal Dağı’nda on binlerce Ezidi mahsur kaldı ve YPG ile PKK’nin ortak operasyonu sonucu bu halk savaş bölgesinden tahliye edildi.

150 bin civarında bir nüfus, Demokratik Kantonlarla yönetilen Rojava’nın Cizîre kantonundaki Newroz kampına ve 30 bin civarı bir nüfus da bizim bölgemize geldi.

Bu süreçte, ulus-devletlerin kutsal sınırlarını anlamsız kılan savaş haline tanıklık ettik. İnsanlar akın akın geldiler, yüzyıllardır birlikte yaşadıkları en yakın komşuları da onlara ihanet etmişlerdi ve IŞİD’in soykırımına ortak olmuşlardı. Bu derin travma içerisinde bölgemize ulaşan Ezidilerle yüzleşmek bile bir hayli meşakkatli ve derin bir süreç başlattı.”

‘Türk Devleti İnsanlık Dramına Gözlerini Kapattı’

Türkiye devletinin savaş mağduru Ezidileri tanıyacak herhangi bir adım atmadığını, sığınmacı statüsünü tanımakta bile zorlandığını açıklayan Bakırhan, “Hemen yanı başında yaşanan insanlık dramına gözlerini kapattı, sağlık hizmeti alma haklarını bile ellerinden aldı (şu anda sadece acil servis hizmetlerinden faydalanabiliyorlar), bu insani krize bir ses vermedi, yerelde olan bizler ise bir ses olmak umuduyla çalışmalarımızı yürüttük, yürütüyoruz ve sanırım o ses yerini buluyor” diye ifade etti.

Siirt’te Neler Yapıldı?

Şengalli Ezidi Kürtlerin yaşadıkları travmayı imkânları ölçüsünde çözmeye çalıştıklarını anlatan Bakırhan, başlangıçta 1200 civarı Şengalli Ezidinin kurdukları kampa yerleştiğini belirtti. Belediyenin kısıtlı şartları, yerel dinamiklerin, özellikle küçük esnafın destekleriyle bu insanların konaklama, ısınma, beslenme, giyim, sağlık ihtiyaçlarını giderdiklerini söyleyen Bakırhan, “Kampımızda oluşturduğumuz sağlık kabininde, belediyemizin doktoru çalışmaktadır. Ayrıca kamptaki Ezidiler kendilerinin oluşturduğu 14 kişilik (7 kadın ve 7 erkekten oluşan) meclisle bir yönetim birimi de oluşturmuşlardır. Böylelikle tespit ettikleri sorunlarının çözümü konusunda söz sahibi ve ev sahibidirler. Ezidi çocuklar için kendi eğitim kurumlarında kullandıkları materyalleri temin ederek eğitimlerinin de aksamaması için çalışmalar yürütmekteyiz. Aynı zamanda sosyal ve kültürel etkinliklerden de faydalanmalarını da sağlamaktayız” bilgilerini verdi.

Bakırhan, savaşın en büyük mağduru olan kadın ve çocuklara ilişkin çalışma yürüttüklerini de aktararak, “Öncelikli olarak kadınlara moral açıdan pozitif destek olabilecek bir etkinlik geliştirmeyi hedefledik. Bu amaçla kurduğumuz Dikiş Atölyemizde verdiğimiz dikiş, nakış, örgü eğitiminin yanında kadınların bilgi, becerilerini geliştirme ve özgüvenlerini sağlamayı hedefledik. Bu kurslarda elde edilen ürünlerin satışını yapmaya yönelik pazarlama alanları oluşturuyoruz. Elde edilen gelir kadınlara veriliyor” diye ifade etti.

‘Belediyeler ve Halk Dayanışma Gösterdi’

Suruç Belediyesi’nin de olağanüstü bir çaba gösterdiğini, aynı şekilde Belediyeler Birliğinin, tüm belediyelerin ve halkın, Sivil Toplum Örgütlerinin Kobanê halkı ile dayanışma gösterdiklerine vurgu yapan Bakırhan, sözlerini şöyle noktaladı:

“Özellikle örgütlenme konusunda şimdi daha güçlüyüz, daha moralliyiz ve biliyoruz ki örgütlü bir halk her şeyin, her krizin üstesinden gelebilir. En temel çıkarımımız budur.

Özellikle Şengal ve Kobanê sürecinde yerel yönetimler olarak şunların önemini kavradık. Raporlama, Diplomasi, Örgütlenme ve Lojistik ile ilgili konular. Büyük bir savaş devam ederken, çocuk mamasının veya mercimeğin temini konusunda kafa yormak inanın bize çok şey öğretiyor. Ekmeksiz, umutsuz ve direnişsiz yaşanmıyor.

Buradan son olarak Kobanê ve Şengal’de insanlık için hayatını feda edenleri saygıyla anıyorum.

Özellikle Kobanê’nin yeniden inşası ile ilgili desteklerinizin yanımızda olacağını dileyerek hepinizi tekrar saygıyla selamlıyorum.”

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

3 ADET YORUM YAPILDI

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
bahoz26 Mart 2015 / 15:22Cevapla

Devletin ezidi kardeşlerimizin sorunlarıyla bir an önce ilgilenmesini istiyoruz

koçer26 Mart 2015 / 15:23Cevapla

Devletin ezidi kardeşlerimizin sorunlarıyla bir an önce ilgilenmesi lazım

kahhar26 Mart 2015 / 15:27Cevapla

kahrolsun işit