

Paranın değerini belirleyen ekonomik göstergeler ise; üretim, istihdam, ihracat ve siyasi istikrardır elbet… Bu gerçeği göz önünde bulundurduğumuzda Liramızın yabancı paralar karşısında niçin değer yitirdiğinin daha iyi anlaşıldığının altını çizerken, kimi zaman yabancı paraların liramız karşısında değer kazanmasının önemi olmadığını savunanların; “Dolarla mı alışveriş yapıyoruz..” ifadelerinin ne denli yanlış olduğunu da vurgulamak isterim ayrıca…
Piyasa aktörleri, kur’la yatıp kalkmaktalar haklı olarak... Çünkü ithalat ve ihracat, özellikle Dolar kuru üzerinden gerçekleştirildiği gibi diğer ekonomik değişkenlikler de etkilenir kur’lardan… Bu gerçek nedeniyle bazı vatandaşlarımız yapılan çağrı üzerine tasarruf ettikleri ve Dolara çevirdikleri çok az miktardaki paralarını yastık altından çıkarıp TL’ye dönüştürürken, Dolar babaları kulaklarını tıkadılar çağrıya…
Son zamanlarda halkımızın mübrem ihtiyaçlarından olan Doğalgaz ve Elektriğe yapılmış olan zamlara tepkiler büyürken, böylesine bir zammın Dolar kurundaki artıştan kaynaklandığına yönelik yapılan açıklama, liramızın yabancı paralar karşısında küçülmesi nedeniyle de halkımızı küçümsenmeyecek bir bedel ödemek mecburiyetinde bıraktığı gerçeğini gözler önüne sererken, “Dolarla mı alışveriş yapıyoruz?..” ve benzer ifadeleri seslendirenlerin, ya ekonomik gerçeklerden bihaber oldukları, ya da ekonomide bir sıkıntı olmadığı iddialarına destek vermeyi amaçladıklarını aydınlığa kavuşturmuştur aynı zamanda…
Milyonlarca işsiz insanımızın gücü atıl durumda ve daha çok üretim yapamıyoruz maalesef… İthalat oranımız ihracattan daha fazladır ve istikrarlı bir enflasyon oranı rayına oturtulamadığı gibi, ülke sorunlarına çözüm üretmekle yükümlü olanların el birliğiyle çözüm üretme arayışı içine girme yerine birbirlerini karalama kampanyası sürdürmeleri, siyasi istikrarsızlık açısından üzmekte ve düşündürmekte…
Milli gelir dağılımındaki adaletsizlik ile söz konusu adaletsizliğin en önemli halkasını teşkil eden ücret dengesizliği, milyonlarca insanımızın refahsızlığını katmerleştirmiştir ve bu gerçeğin biliniyor olmasına rağmen sıkıntıların eşit koşullarda göğüslenmesini sağlayacak önlemler umursanmamaktadır yine de… Liramızın yabancı paralar karşısında değer yitirmeye devam etmesinin de satın alma gücünü daha da erittiğini belirtirken, Kış mevsiminin en önemli ihtiyaç kalemlerinden biri olan ve büyük oranda zam gören doğalgaz’dan KDV alınmaması gerektiğini dile getiren vatandaşlarımızın, haklı gördüğüm beklentilerini iletiyorum etkili ve yetkililere!...
Toplumun Gıda Güvenliği
Dünya nüfusundaki artış hızla devam ediyor ve bu artış ile ilgili olarak yapılan tahminlere göre şu an 7,5 milyar olan dünya nüfusu 2055 yılında 10 milyara ulaşmış olacak ve bu bakımdan ülkeler tarım sektörlerine büyük önem vermektedirler. Zaman zaman tarım ürünlerinin petrolden de daha çok değer kazanacağının dile getiriliyor olması nedeni, dünya nüfusundaki artıştır ve iklim değişikliğinin bazı yörelerde tarım sektörüne zarar verebileceğinin göz önünde bulundurularak önlem alınması gerektiğine dikkat çekilmektedir.
Kalkınmış ülkelerde toplumun gıda güvenliğine yeterince önem verilirken, bizim tarım sektöründeki potansiyelimizin gereğince değerlendirilmemesi, hiç şüphesiz önemli bir talihsizliktir ve sektöre önem verildiği dile getirilmekte ise de başka ülkelerden ithal edilen tarımsal ürünlere olan ihtiyacın artmakta olması, sektöre sahip çıkılmadığını belgelemektedir.
Dünya nüfusu ile ilgili yapılmakta olan tahminler cümlesinden olarak ülkemizde de nüfusun 2023’te 87, 2040 yılında ise 100 milyona ulaşması söz konusudur. Yani, tarım sektörüne gereken önemi vermediğimiz taktirde tarımsal ürünleri ithal etme mecburiyetimiz daha da artacak ve ekonomik açıdan büyük bir zarar riski ile karşı karşıya kalacağız. Küresel bazda yaşanmakta olan olumsuzluklara bakıldığında, kimi ülkenin gıda ambargosu uygulayabileceklerini söylemek, yanlış bir tespit olmaz sanırım. Böyle bir risk söz konusu olduğuna göre de tarım sektörümüze gerçekçi anlamda sahip çıkılması kaçınılmazlık arz etmektedir ve bu beklentinin önemsenmemesi halkımıza haksızlık olacaktır.
Ülkemizin bir zamanlar tarım sektörü sayesinde dünyanın kendi kendine yeterli 7 ülkesinden biri iken şimdi başta Buğday olmak üzere birçok tarımsal ürünü daha başka ülkelerden ithal etmek mecburiyetinde kalmış olmamız, tarıma yönelik elverişsiz icraatların bir sonucudur. Lafla peynir gemisi yürütmenin bu konuda acı gerçeği değiştirmeyeceğine göre elverişli tarım potansiyelinden en iyi şekilde istifade etme hedeflenmelidir ve bu beklentinin geciktirilmesine mahal verilmemesi gerektiği artık dikkate alınmalıdır!.
Yusuf Salih Arıtürk
