


Siirt Fıstık Üreticileri Birliği Başkanı ve üretici Şuayip Aslan, Siirt fıstığında yaşanan fiyat düşüşü, ithalat politikaları ve üreticinin artan maliyetlerine ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Fıstık fiyatlarının hasat döneminin başında 850-900 liraya kadar çıktığını, bugün ise 600 lira seviyelerine gerilediğini belirten Aslan, piyasadaki düşüşün üretim fazlasıyla açıklanamayacağını öne sürdü.
“Siirt'te 32 bin ton fıstık yok”
Siirt'te 32 bin ton fıstık üretildiği yönündeki açıklamalara itiraz eden Aslan, kentteki gerçek üretim miktarının bu rakamın çok altında olduğunu savundu. Rekolte ile üretim kapasitesinin birbirine karıştırılmaması gerektiğini vurgulayan Aslan, kentin teorik üretim potansiyelinin yüksek olabileceğini ancak bunun fiilî üretim anlamına gelmediğini ifade etti.
Aslan, “Madem Siirt'te 32 bin ton fıstık var, bunun nerede olduğunu ortaya koysunlar. Siirt'te yaklaşık 100 işletme var. Her işletmenin ne kadar ürün işlediğine bakılarak gerçek rekolte belirlenebilir” diyerek yetkililere üretim miktarının somut verilerle açıklanması çağrısında bulundu.
“Fiyat düşüşünün nedeni ithal fıstık”
Fıstık fiyatlarındaki gerilemenin temel nedeninin ithalat olduğunu ileri süren Aslan, yerli üreticinin İran ve Suriye gibi ülkelerden gelen ürünlerle aynı koşullarda rekabet edemediğini söyledi.
İran'daki üretim maliyetlerinin Türkiye'ye kıyasla çok daha düşük olduğunu savunan Aslan, mazot fiyatlarını örnek göstererek, “İran'da bir litre mazot bir lira, burada 100 lira. Ben bu şartlarda nasıl rekabet edeceğim?” ifadelerini kullandı.
İthal ürünlerin piyasaya girmesinin yerli fıstığın değerini düşürdüğünü belirten Aslan, ithalatın üreticinin elindeki ürünün satılmasını zorlaştırdığını ve fiyatların daha da gerilemesi riskini artırdığını dile getirdi.
“Üretici 600 liraya satıyor, piyasada bin 500 liraya ulaşıyor”
Üreticiden çıkan ürün ile tüketicinin ödediği fiyat arasındaki farka dikkat çeken Aslan, aracıların kazancının üreticinin kazancını geride bıraktığını savundu.
Üreticinin fıstığı 600-650 lira seviyelerinde satmak zorunda kaldığını belirten Aslan, ürünün İstanbul gibi büyük pazarlarda hangi fiyatlardan tüketiciye sunulduğunun da incelenmesi gerektiğini söyledi.
Aslan, fiyatların daha da düşmesi durumunda bazı tüccarların piyasadaki ürünü düşük fiyattan toplayıp ilerleyen dönemde çok daha yüksek fiyatlarla satabileceğini öne sürdü. Üreticinin emeğinin karşılığını alamadığını ifade eden Aslan, “Fıstık buradan 600 liraya çıktığı zaman bin 200- bin 500 liraya satılıyor. Bunların hepsi aracıların cebine gidiyor. Üreticinin cebine bir şey girmiyor” dedi.
Üretim maliyetleri katlandı
Fıstık üretiminde kullanılan temel girdilerin fiyatlarındaki artışın çiftçiyi zorladığını belirten Aslan, geçen yıl 50 lira seviyesinde olduğunu söylediği mazotun bu yıl 100 liraya, bir torba gübrenin ise bin 200 liradan bin 600 liraya değil, 2 bin 600 liraya yükseldiğini ifade etti.
İşçilik maliyetlerindeki artışa da dikkat çeken Aslan, geçen yıl 2-3 bin lira olan günlük yevmiyelerin bu yıl 6-7 bin liraya kadar çıktığını, budama ve hasat işlerinde de yüksek ücretler talep edildiğini söyledi.
Üreticinin gelir ve giderleri birlikte değerlendirildiğinde elinde ne kadar kazanç kaldığının sorgulanması gerektiğini belirten Aslan, mevcut şartlarda fıstık yetiştiriciliğinin sürdürülebilirliğinin tehlikeye girdiğini savundu.
“İthal ürünler Siirt fıstığı diye satılmamalı”
Aslan'ın açıklamalarındaki bir diğer önemli başlık ise ithal fıstığın menşeinin tüketiciye doğru şekilde bildirilmesi oldu. İran ve Suriye'den getirilen fıstıkların Siirt, Antep veya Urfa fıstığı adı altında satılmasının hem üreticiyi hem de tüketiciyi mağdur ettiğini ileri süren Aslan, ürünlerin menşe bilgisi konusunda daha sıkı denetim yapılmasını istedi.
İthal ürünlerin sağlık ve kalite kontrollerine ilişkin de iddialarda bulunan Aslan, bazı ürünlerin aflatoksin riski taşıdığını ve yeterince denetlenmeden piyasaya sunulduğunu öne sürdü. Bu iddiaların ilgili kurumlarca denetlenmesi ve doğrulanması gerektiği değerlendiriliyor.
Aslan, ithal edilen ürünlerin hangi ülkeden geldiğinin açıkça belirtilmesini isteyerek, tüketicinin satın aldığı ürünün gerçek menşeini bilmesi gerektiğini vurguladı.
Bakanlıklara çağrı: “Üreticiye sahip çıkın”
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı ile Ticaret Bakanlığına seslenen Aslan, yerli üreticinin elinde satılmayı bekleyen ürün bulunmasına rağmen ithalata devam edilmesini eleştirdi.
Fıstık ağacının yetişmesinin uzun yıllar aldığını hatırlatan Aslan, üreticinin yıllarca emek ve yatırım yaptıktan sonra ithalat baskısıyla karşı karşıya bırakılmasının tarımsal üretimi olumsuz etkileyeceğini söyledi.
“Bir fıstık ağacı 15 yılda yetişiyor. Yıllarca bekliyoruz, ağaçlarımız verime yatıyor, sonra ithalatla üreticiyi birkaç tüccarın eline bırakıyoruz” diyen Aslan, üreticinin korunması ve piyasanın daha adil işlemesi gerektiğini dile getirdi.
“Tarım biterse ülkenin hali ne olur?”
Fıstığın temel gıda maddeleri arasında yer almadığını ancak herkesin bu ürüne ulaşabilmesini istediklerini belirten Aslan, tüketicinin uygun fiyatla fıstık alması ile üreticinin emeğinin karşılığını kazanmasının birlikte sağlanabileceğini ifade etti.
Pandemi döneminin gıda üretiminin önemini gösterdiğini vurgulayan Aslan, yerli tarımın zayıflamasının uzun vadede ülke açısından ciddi sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulundu.
Aslan, üretim miktarlarının gerçekçi biçimde belirlenmesi, ithal ürünlerin menşeinin açıkça belirtilmesi, piyasa denetimlerinin artırılması ve üreticinin artan maliyetler karşısında desteklenmesi gerektiğini belirterek yetkililere çağrısını yineledi.

