BIST 100
14.311,19 -0,13%
DOLAR
45,1861 0,14%
EURO
52,7544 0,04%
GRAM ALTIN
6.633,75 0,65%
FAİZ
40,91 0,00%
GÜMÜŞ GRAM
104,97 1,42%
BITCOIN
75.639,00 -0,02%
GBP/TRY
60,8915 -0,12%
EUR/USD
1,1666 -0,09%
BRENT
124,00 5,06%
ÇEYREK ALTIN
10.846,17 0,65%
Siirt Açık
Siirt hava durumu
18 °
Reklam

Suriye için, birlikte çözüm üretecetik

Suriye krizine siyasi bir çözüm üretmek gayesiyle Astana Anlaşması doğrultusunda Türkiye/Rusya ve İran, garantör devletler olarak işbirliği yapmak için uzlaşmışlardı ve ne var ki şu an İdlib’de yaşananlar, Astana anlaşmalarının artık anlamsız kaldığı gerçeğini gözler önüne sermiştir.

Reklam
yusuf salih arıtürk
Reklam

Bugünlerde İdlib’de ilerleyen Suriye rejim güçlerinin Rusya ve İran’ın yardımı ile yeni yerleşim alanlarını ele geçirmesi ve burada bulunan sivil halkın bu nedenle göç etmek mecburiyetinde kalması, Rusya ve İran’ın Astana anlaşmasına bağlı kalmadıklarının çok net göstergesi olmuştur. Son zamanlarda Rusya ile olan ilişkilerin güçlendirildiğinden ve ABD yönetiminin tüm ısrarlarına rağmen bu ülkeden S-400 füzelerinin satın almasının söz konusu olmayacağı belirtilirken İdlib’de Suriye rejimine destek veren Rusya ve İran, Astana Anlaşmasında imzası bulunan Türkiye’den görüş almamakla, ABD gibi samimi olmadıklarını tescil etmişlerdir.

Suriye’deki gelişmelerden en çok zarar gören ülke bizim ülkemizdir ve Suriyeli sığınmacılara yaklaşık 40 milyar dolar harcandığının en yetkili ağızlarca defalarca dile getiriliyor olması, uğradığımız büyük zararın ifade edilmesidir. Anlaşılıyor ki, Türkiye/Rusya, İran olarak Suriye konusunda üçlü bir çözüm üretmek artık mümkün değildir ve bunun içindir ki Astana sürecinden dem vurmak abesle iştigal olur.

Ülkemize sığınmış bulunan ve büyük çoğunluğu İstanbul’da olmak üzere ülkenin her tarafına dağılan Suriyelilerin sayısı yaklaşık 4 milyondur ve İdlib’de rejimin saldırılarından kaçmaya başlayanların sayısı ise 80 bin olarak ifade edilmektedir. Sığınmacılara harcandığı dile getirilen 40 milyar dolara yönelik halkımızın çok yönlü değerlendirmeleri olduğunun altını çizerken, yeni bir göç dalgasını göğüslememizin mümkün olmayacağının da ilgililerimizce dile getirildiğini vurgulamak isterim.

Suriye’deki gelişmelerden en büyük zararı ülkemizin ve dolayısıyla halkımızın çektiğine değinen değerli hemşerilerim; “Halkımızın yaşadığı ekonomik sıkıntıyı dikkate aldığımızda, ne denli büyük zarar gördüğümüz gerçeği daha iyi anlaşılacaktır. Bu gerçek doğrultusunda bazı kararlar alınmalıdır…” demektedirler. Şüphesiz ilgililerimizin belirttikleri gibi ülkemizin tek başına göğüsleyemez ve bu söyleme atıfta bulunanlar; “Önce can, sonra canan gerçeği artık göz önünde bulundurulması gerekir..” demektedirler.

Reklam

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?