BIST 100
12.224,13 0,60%
DOLAR
49,3678 0,15%
EURO
55,3167 0,49%
GRAM ALTIN
6.630,10 0,26%
BITCOIN
83.219,00 0,28%
FAİZ
39,57 0,30%
GÜMÜŞ GRAM
95,28 -0,39%
GBP/TRY
65,4426 0,40%
EUR/USD
1,1193 0,34%
BRENT PETROL
102,91 0,00%
ÇEYREK ALTIN
10.840,22 0,26%
Siirt Kapalı
Siirt hava durumu
20 °
Reklam

AV DİYAEDDİN TEMİZ’DEN ANLAMLI ÇAĞRI!

Sorumlu ve sağduyulu davranmak esastır. Her işin, öncelikle kendi muhatapları ve yetkili mercileri tarafından sağlıklı yürütülmesine imkân tanımak, işlerini zora sokmamak gerekir.

Reklam
06_2025_11_SUBAT_05_20250207_2_67610691_109393572
Reklam

Birilerinin hakkını savunma niyetiyle hareket ederken, farkında olmadan başka bireylerin anayasal güvence altındaki lekelenmeme hakkını ihlal etme potansiyeli taşıdığı göz ardı edilmemelidir.

Bu bağlamda, yazılı, sözlü ya da görsel her türlü beyanın yalnızca doğrudan tarafları değil; aynı zamanda onların ailelerini, sosyal çevrelerini, mesleki ve toplumsal aidiyetlerini de etkilediği dikkate alınarak hareket edilmelidir.

Adaletin sağlıklı tecellisi için yalnızca iddia makamını değil, savunma makamını da dikkatle takip etmek gerekir. Zira yargı süreci, tek taraflı değerlendirmelerle değil, tüm yönleriyle ele alındığında anlam kazanır.

Tutuklamanın, bir cezalandırma aracı ya da mahkûmiyet kararı olmadığı; yalnızca yargılamanın sağlıklı yürütülmesini temin etmeye yönelik geçici bir koruma tedbiri olduğu hususu özellikle unutulmamalıdır.

Ceza yargılaması sürecinin, soruşturma ve kovuşturma olmak üzere iki temel aşamadan oluştuğu bilinmelidir. Soruşturma aşamasında kişi “şüpheli”, kovuşturma aşamasında ise “sanık” sıfatını taşımakta olup, ancak yargılamanın yerel mahkeme, istinaf ve Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşmesi sonrasında suçun sabit görülmesi hâlinde “hükümlü” olarak nitelendirilebilir.

Bu aşamalar tamamlanmadan bir kişi hakkında suçluluk atfında bulunulması, masumiyet karinesi ve adil yargılanma hakkı ile açıkça çelişmektedir.

Bu çerçevede, adli mercilere intikal etmiş bir vaka karşısında nasıl hareket edilmemesi gerektiğinin de açık biçimde ortaya konulması gerekir.
Yargı süreci devam eden bir olay hakkında peşin hüküm içeren değerlendirmelerde bulunmak, taraflardan birini kesin biçimde suçlu ya da mağdur ilan etmek, henüz kesinleşmemiş bilgi ve iddiaları kamuoyu nezdinde gerçeklik atfıyla dolaşıma sokmak hukuken ve etik açıdan sakıncalıdır.
Aynı şekilde, yargı organları üzerinde dolaylı baskı oluşturabilecek açıklamalar yapmak, sosyal medya veya basın yoluyla yargılamayı yönlendirmeye çalışmak, soruşturma ve kovuşturma makamlarının yetki alanına müdahale niteliği taşıyabilecek tutum ve davranışlardan kaçınılmalıdır.
Bu tür yaklaşımlar, hem adil yargılanma hakkını hem de masumiyet karinesini zedeleyerek, yargıya duyulan toplumsal güvenin aşınmasına neden olabilecek niteliktedir.

Reklam

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?