BIST 100
13.808,20 4,89%
DOLAR
45,7240 0,04%
EURO
53,0435 0,01%
GRAM ALTIN
6.710,49 1,20%
FAİZ
44,24 0,00%
GÜMÜŞ GRAM
114,46 3,06%
BITCOIN
77.298,00 0,96%
GBP/TRY
61,9552 0,65%
EUR/USD
1,1644 0,35%
BRENT
97,49 -5,84%
ÇEYREK ALTIN
10.971,65 1,20%
Siirt Açık
Siirt hava durumu
18 °
Reklam
  • ANASAYFA
  • SAĞLIK
  • COVİD19 SALGININDA SOSYAL YAŞAMDA NORMALLEŞME SÜRECİN PSİKOLOJİK ETKİLERİ

COVİD19 SALGININDA SOSYAL YAŞAMDA NORMALLEŞME SÜRECİN PSİKOLOJİK ETKİLERİ

Özel Siirt İbni-Sina Hastanesinde çalışan Psikolog olarak görev yapan Nazlı Aparı COVİD 19 salgınında Sosyal Yaşamda Normalleşme Sürecinin etkinliklerini anlattı.

Reklam
3d2a9df9-e476-4d0b-8bf5-754a6c5bf536
Reklam

Özel Siirt İbni-Sina Hastanesinde çalışan Psikolog olarak görev yapan Nazlı Aparı; Son günlerde yaşanan pandemi dolayısıyla kısıtlanan sosyal hayata dair normalleşme sürecinde ilk adımlar atılmaya başlandı. Pandeminin sonuna gelmedik ancak içerisinde bulunduğumuz karantina ve izolasyon sürecinin kısmen de olsa sonuna yaklaşıyoruz.

3 aydır  süren bir salgın süreci yaşıyoruz ve bu süreç çalışma sistemimizi, ilişkilerimizi, sosyal yaşam anlayışımızı ve alışkanlıklarımızı etkileyerek, psikolojik değişimlerimize bir şekilde yön verdi. Normalleşmeye geçiş sürecinde, endişe ve kaygı gibi duygular, bazı kişilerde azalacağı gibi bazı kişilerde artış gösterebilir ve bu durumun yaşanması doğaldır.

Şimdi yeni hayatımızın şekillenmeye başladığı normalleşme sürecine geçiş yapıyoruz. Bu süreçte  eski hayatımıza hemen geri dönmeyecek ve izole olmaya gayret göstereceğiz. Çünkü insanın doğası varolan düzenini korumak ve devam ettirmek eğilimindedir. Bu nedenle yapılacak değişiklikler hayatımıza yerleşecek ve bu da yaşayacağımız adaptasyon sürecinde bizleri zorlayacaktır.

Peki bizler, içinden geçtiğimiz bu dönemde izolasyon sürecine alışmışken, hele ki  dünyada yaşanan salgın ülkemizde de daha tam olarak bitmemişken belirtilen normalleşme adımlarına yönelik psikolojimiz hazır mı?

Bu soruları kendimize yöneltirken, duygu durumumuzdan dolayı ne yapacağımız konusunda endişelenebiliriz fakat çaresiz olmadığımızı göz önünde bulundurmalıyız. Öncelikle bir süre hepimiz sosyal mesafe kurallarına uyarak yaşamayı kabul etmeliyiz. Korku ve kaygı insanın doğasında varolan ve aslında kendi yaşamını devam ettirmesi için gereken bir duygudur. Korku olmadan kendimizi korumaya yönelik tepkiler veremeyiz. Bu nedenle, yaşanan pandemi sürecinde salgının ölümcül olduğunu bilmemizden dolayı korkumuzun tetiklenebilmesi  gayet normaldir. Diyeceğim şu ki insanların, normalleşmeye yönelik verilen kararlara temkinli yaklaşması normal bir durumdur.

Bir yandan eski yaşantımıza dönmek isterken bir yandan da yaşanan bu sürecin etkilerinin ve tehlikelerinin hala devam edebilecek olması, bizleri  mutluyken karamsarlığa, neşeliyken kaygılı olmaya, kısacası zıt duygulanımlar yaşamamıza neden olabilir. Çünkü pandemi öncesi bizler için  insanlarla beraber yaşamak, iletişim kurmak, cafe, restoran ve eğlence merkezlerine gitmek bizim için bir ödül ve özgürlük iken bu süreçten sonra, korku, stres ve takıntı kaynağı da olabilmektedir ve bunlar  gayet normaldir. Bu yüzden yaşadığımız normalleşme sürecinde geçişlerin aşamalı olması, psikolojik açıdan daha anlamlı olacaktır.

Bu dönemde belirtilen “ Kontrollü Sosyal Hayat” aşamasına geçişte elbette sıkıntılar yaşayacağız ve geçiş sürecinde bir takım ruhsal stres kaynaklarını harekete geçirme olasılığı gündeme gelebilecektir. Bu yüzden sosyal yaşantımıza, çalışma düzenimize yavaş yavaş dönüş yaparak bu süreci daha sağlıklı ilerletebiliriz.

Stresle ve kaygılarımızla baş edebilmenin en önemli unsuru, elimizde olan, yapabileceğimiz ve değiştirebileceğimiz noktaları belirleyerek, alınabilecek önlemleri almaya çalışmak olacaktır.

Bu bağlamda, her duygumuzu yaşayabilmeliyiz. Mutsuzluk, kaygı, öfke veya korkularımızı fark etmeli ve duyguların hangi düşüncelerden kaynaklanabileceğini, bu düşüncelerin işlevsel mi, değil mi olduğunu belirlemeye çalışmalıyız.

Bir gün mutlaka yaşanan bu sıkıntılar bitecek ancak bu süreçte yaşadığımız duyguların psikolojik yansımaları bir müddet sonra da görülebilir. Bu nedenle salgın döneminde baş etme becerilerimizi hayata geçirip kendimizi güncelleyebiliriz. İçinde bulunduğumuz dönemde sosyal ilişkilerimizin yoksunluğunu ve eksikliğini çekiyoruz, ama bir şekilde bir arada ve bağlantıda kalmanın, duygularımızı paylaşmanın yollarını buluyor ve bu ihtiyaçlarımızı başka yollarla telafi ediyoruz. Online ortamda yapılan görüşmeler, yayınlar bunlara örnek olabilir.

Tabi ki psikolojik yansımalar bireylerin kişiliklerine, aile yapılarına, dışavurumları, varsa kayıp ya da ayrılık durumlarına göre farklı olarak şekillenebilmektedir. Son olarak, bu süreçten sonra kimi bireylerde kaygı tetiklenirken, kimi bireyler etkilenmez iken kimi bireyler ise bu süreçten daha da güçlenerek çıkmışta olabilir.

Bu nedenle yaşanan süreçten etkilendiğinizi düşünüyorsanız uzman desteği almayı ihmal etmeyin ve unutmayın ki bu süreci yönetmek ve etkilerini en aza indirgemek sizin elinizdedir.

Reklam

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?